aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eski eşler yıllar sonra bir arada

Yıllar önce mahkeme koridorlarında bile yan yana gelmeyen eski eşler, tam 14 yıl sonra tekrar bir araya geldi.

Niran Ünsal ve Peker Açıkalın, geçmişe kızları Şeker için sünger çekti.

Ayrılan anne ve babanın çocuklar üstünde etkisini anlatan klipte yıllar sonra Niran Ünsal ve Peker Açıkalın bir araya geldi.

Yönetmenliğini Cumali Çöp'ün yaptığı klibin konusu merakla beklenirken Şeker'in mutluluğu yüzünden okunuyordu.

Madencinin kızı babasını böyle resmetmiş.


O biricik babasınınkaranlık delhizlerde çalışırken evinin yegane ışığı olduğunun farkında.Belki bugün babası toprak altında yaşam savaşı veriyor.Bu sayılarla ifade edilen madenci ölümlerinin altında nice hayat hikayesi nice dram var.

Onlar senin benim gibi insanlardı.Tek gayeleri evlerine bir kaç somun ekmek götürebilmekti.Bu hoyrat çalışma düzeni onların kötü kaderi oldu.

Ölenlere Allah Rahmet eylesin.Umarım bu facia son olur.Ama bu kafalar ile biraz zor gibi...

Eski kocam şimdi karım oldu!

İngiliz Daily Mirror gazetesi “Eski kocam şimdi karım” başlıklı haberinde cinsiyet değiştirerek kadın olan eşiyle tekrar evlenen kadının hikayesini yazdı.

Üç çocuklu mutlu bir aileydiler. Eski adıyla Andrew yeni adıyla Kate (50), yaklaşık 20 yıllık karısı Helene Ratcliffe’e kadın olmak istediğini anlatınca mükemmel aile imajlarının sallandığı anlattı.

 Haberde ilk defa 1986 yılında karı koca olarak evlenen çiftin, gelinlik giyerek ikinci kez tekrar evlendiklerine dikkat çekildi. “Karım olarak onla tekrar evlenebilmek için ameliyatla kadın olan kocamı boşamak zorunda kaldım” diyerek ilginç öykülerini anlatan

Helene Ratcliffe (43), o zamanlar Andrew ismini taşıyan kocasına kızdı ama hayatını birlikte kurduğu adamı anlamaya çalıştı. Kocası kadın olarak yeni bir hayata başlayacaktı ve çift boşandı. Andrew, Kate olurken zor bir geçiş dönemi yaşıyordu. 28 yıl birlikte yaşadığı eski kocasını çok seven Helene Ratcliffe, onla bu kez iki kadın olarak evlenmeye karar verdi.

Adriana Lima'dan boşanacağı kocası ne istedi.

Şoke eden istek!

Vİctoria's Secret meleği Adriana Lima, bir dergiye verdiği çıplak fotoğraflar nedeniyle boşanmanın eşiğine geldiği Marko Jaric'le ayrılma kararı almıştı.

US Magazine, dün çok ilgi çekici bir iddia ortaya attı. Dergiye göre Jaric, Lima'dan Miami'deki ünlü Star Island'daki malikaneyi istedi.

 Bu teklif karşısında büyük bir bomba şok yaşayan Lima'nın ayrılık kararını almakta geç kaldığını yakınlarına söylediği iddia edildi. Jaric'in olayla alakalı hiçbir yeni açıklama yapmaması dikkatlerden kaçmadı.


Kocasına seni çok seviyorum dedi evden kaçtı.

Gece yarısı 5 dakikalığına komşuya gitti bir daha dönmedi.

ERZURUM’da öğretmen eşine bıraktığı notta 1 yaşındaki kızına iyi bakmasını isteyerek, "Seni çok sevmiştim. Beni affet, intihar edeceğim" diyen 20 yaşındaki Elanur Kocaoğlu, gece kayıplara karıştı.

Merkez Aziziye İlçesinin Dadaşkent semtinde oturan öğretmen Yusuf Kocaoğlu ile 17 yaşında severek evlenen ortaokul mezunu Elanur Kocaoğlu’nun bu evlilikten Ercin adlı 1 yaşında kızı oldu. Son zamanlarda evliliğinin iyi gitmediğini yakınlarına anlatan Elanur Kocaoğlu, dün saat 22.00 sıralarında eşine "Komşuya gidiyorum" diyerek evden çıktı.

 Aradan uzun bir süre geçtikten sonra eşinin dönmemesi üzerine komşuya gitmediğini öğrenen öğretmen Kocaoğlu, evde araştırma yapınca mutfakta, bıraktığı notu gördü. ’Kızıma iyi bak. Seni çok sevmiştim. Beni Affet, intihar edeceğim" diye not bırakan Elanur Kocaoğlu’nun eşi, durumu polise bildirdi. Ailesi ve polis tarafından her yerde aranan Elanur Kocaoğlu’nun son olarak mobese görüntülerinde ayağında terlikle otobüs durağında beklediği görüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Başbakan’dan Petek Dinçöz'e yanıt geldi

Dün katıldığı televizyon programında gözyaşları içinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a seslenen Petek Dinçöz’ün yardım çağrısı karşılık buldu.

Eski eşi Can Tanrıyar’ın kendisine şiddet uyguladığını ve işlerini engellediğini öne sürerek “Can Tanrıyar’dan kurtulamıyorum, bana yardım edin. Başbakanımıza sesleniyorum, Emine Hanım’a sesleniyorum” diyen Dinçöz, Twitter’ına Başbakan’ın kendisine kayıtsız kalmadığını yazdı.

Şarkıcı, şu tweet’i attı: “Dün katıldığım TV programı sonrası sayın Başbakanımızın konuya gösterdiği hassasiyet için minnettarım. Çok çok teşekkür ederim.”

Seda Sayan 8'inci kez evleniyor

Seda Sayan'ın 8'inci evliliğe doğru adım attığı öğrenildi.

Kanal D ekranlarında yayınlanan 'Gelin Kaynana Seda'ya Gelin' adlı programın sunuculuğunu yapan Seda Sayan önceki gece ailesi ve Twitter'da tanıştığı sevgilisi Erkan Çelik ile Etiler Fenix'te görüntülendi. Geleneksel aile yemeklerini yiyen çift, 3 saate yakın mekanda kaldı.

 Gündüz Nişantaşı'nda sevgilisi Erkan Çelik ile yüzük bakan Seda Sayan'ın 8. evliliğe doğru adım attığı öğrenildi. Erkan Çelik ile yakın zamanda nikah masasına oturması beklenen Seda Sayan, çıkışta 8. evliliğini ne zaman yapacağı sorularına Sayan, "İyi akşamlar" demekle yetindi.

'Mirgün'le Hala Sevgiliyiz'

'Hayat Sana Güzel' filmiyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan Tuba Ünsal, eşi Mirgün Cabas ile olan ilişkisini ve aile yaşantısını Hafta Sonu dergisine anlattı.

İki çocuklu bir annesiniz, iş hayatınız da oldukça yoğun gidiyor. Nasıl yetişiyorsunuz bu kadar şeye?

Çok zor bir şey. Özellikle anneliğin ilk altı ayı çok zor. Çocuğun birinci çocuğa alışması, birinci çocuğun hayata alışması... Sonra emzirme dönemi... Bütün o altı aylık süreç, çok zor bir süreç. Benim de o dönem işlerim öyle bir denk geldi ki, bütün işlerim arka arkaya dizildi. O dönem çok az uyuyarak ve arkadaşlarımdan çok destek alarak ilerledim.

Peki en çok zorlandığınız nokta neydi?

Uykusuzluk çok zor. Özellikle gece mesaileri ve süt verme kısmı bir hayli zor geçiyor. Ama artık alıştık.

Sare bir kardeşi olmasına alıştı mı?

Küçük çocuklar genelde sonradan gelen kardeşlerini kıskanırlar... Aslında Sare’nin durumu sadece kardeşinden diyemeyiz. Çünkü Amerika’da okuldaydı, buraya döndüğümüz için okulu değişmek zorunda kaldı, doğduğundan beri yanında olan yardımcımız vardı, o gitti, sonra yeni bir kardeş geldi... Ama bir şekilde her şeye adapte oldu. Çünkü o çok rahat bir çocuk.

Sare bu küçük yaşına rağmen, benimle beraber dünyayı dolaştı. Farklı kültürler, yemekler, yaşamlar gördü. O yüzden çok adaptasyon sorunu yaşayan bir çocuk değil. Kolay alıştı her şeye.

Boşanmak Özlem Yıldız'ın çok zoruna gitmiş!

"Boşanmış ünlü bir kadın olmak çok zor"
Bir süre önce eşi Sinan Serter'den boşanan Özlem Yıldız, işine dört elle sarıldı. Şimdi Tvem’de bir kadın programı sunuyor. Geçmişte eşinin ailesi istemediği için işine ara verdiğini söyleyen sunucu, boşanmış ünlü bir kadın olmanın zorluğuna dikkat çekiyor, 'Bir erkeğe merhaba derken bile çekiniyorum. Gelecek kaygısı da taşıyorum tabii ki' diyor.

Her şey Burada adında Tvem kanalında yayınlanan bir program yapıyorsunuz. Hep bu tarz sabah programlarında mı devam edeceksiniz?

Aslında farklı bir şey yapmanın zamanı geldi. Ancak o kadar uzun süredir gündüz kuşağı programı yapıyorum ki, gece riskli; kurtlar sofrası. Onun için yarışma veya dizi olsun isterim ama şu anda zor. Düşünsenize akşam saat 21.00'de oğlum Demir'i uyuturken kendim de uyuyakalıyorum.

Evlenince ekranlara ara vermiştiniz. Eski eşinizin maddi sıkıntıları oldu ve siz tekrar çalışmaya başladınız değil mi?

Benim televizyonu dört yıl kadar bırakmamın nedeni sadece eşimin maddi durumunun iyi olması vs. değildi. Açıkçası ailesi istemiyordu; o yüzden bırakmıştım. Sonrasında da sadece para kazanmak için dönmedim; işimi de çok özlemiştim... Evliyken bir dönem kadın arkadaşlarımla günler yaptım, alışverişlere çıktım. Ancak 17 yaşından beri çok yoğun çalışan biriydim ben; hayatım hep koşuşturmayla geçti. Sonra birden durup, 'Ee bugün ne yaptın; hangi AVM'ye veya seyahate gittin?' gibi konuları konuşmak beni hiç bir zaman mutlu etmedi... Çalışmadığım dönemde kendimi hiç bir işe yaramaz hissettim. Mesleğim sorulduğunda ev hanımı diyemedim; emekli sunucu demek de komik olacaktı.

Gün yapmak, AVM gezmek beni mutlu etmedi; işe yaramaz hissettim

Vardan yoka düşmek sizi üzdü mü?

Orta halli bir ailenin kızıyım ben. Para kazanmak nedir, harcamak ne kadar keyiflidir öğrendim. Maddi durumun bozulması beni sarsmadı. Sarsan şey; birilerine borçlu olmak. Bundan dolayı biraz da olsa başını öne eğiyor olmak beni çok yıprattı. Yoksa sıkıntı çekmek de normal. Bu konuda sonuna dek kocamın arkasındaydım, elimden geleni yaptım... Ben çok içime atarım; hiç psikoloğa gitmedim mesela. Oğlum ve ailemin desteğiyle zor günleri atlattım. İşimin olması da beni güçlü yaptı; keşke hiç o dört yıllık arayı da vermeseydim.

‘Apartmandan havuzlu villaya taşındım’

Bana külkedisi diyenler oldu. Oysa evlendikten sonra değişen tek şey; apartman dairesinden havuzlu villaya taşınmamdı; hepsi bu. Yoksa kendi parasını kendi kazanan bir kadındım; sonradan para görmüş veya gecekondu hayatından çıkıp gelen bir kadın değilim ki. Zaten jipim, markalı kıyafetlerim vardı. Tersine 17 yaşından beri kendi parasını kazanan biri olarak kocadan para istemek beni zorladı.

‘Sadece iki kez dışarı çıktım’

Boşanmış bir kadın olmak hayatınızı nasıl etkiledi?

Hiç kolay birşey değil; hem boşanmış olmak hem de ünlü olmak... Türkiye'de iki defa zor. Bir de hayatımda kimse olmadığı için garip garip birileri yakıştırıldı, gece hayatına dalmışım gibi gösterildi. Boşandığımdan beri topu topu iki defa çıktım, onlarda da manşet oldum. O kadar şanssızım ki... Unutulmamalı ki ben erkek çocuk annesiyim; onu düşünerek yaşıyorum. Artık yanlış anlaşılmasın diye çok sevdiğim arkadaşlarımla bile yanyana gelmemeye çalışıyorum. Malum bekar olduğum için artık bir değil üç defa düşünerek yaşıyorum.

Bir erkekle yanyana görünmekten korkar mı oldunuz?

Tabii ki. Merhaba derken bile etrafı kolaçan ediyorum. Hassas bir dönemden geçiyorum.

Eski eşinizi kıskanıyor musunuz?

Hayır, onları aştık. Boşanma kararını almak dört yılımı aldı. Çok emin olamadım kararımdan; ya pişman olursam diye çok bekledim. Ta ki bir gün oğlumla gittiğim Bodrum seyahatinde denizi seyrederken 'tamam' dedim. 3-4 günde veya para sıkıntısıyla alınan bir karar değil.

Evlilik sizi ne kadar olgunlaştırdı?

Çok... Ben hep yaşımdan küçük davranır, öyle düşünürdüm; olgunlaşmam çok zaman aldı. Özellikle son beş yıldır olaylara bakışım çok değişti. Şimdi ben evliliği sıkıntıda giden arkadaşlarıma akıl veriyorum.

Hindistanda 39 karılı adam

Fotoğrafta gördüğünüz bir aile fotoğrafı.. Ancak akrabalardan değil çekirdek aileden oluşuyor.

Zionnghaka Chana'nın Hindistan’ın Mizoram eyaletinde 39 karısı, 127 çocuğu ve sayısını kendisinin bile bilmediği kadar torunu var. Bir aşiret lideri olarak destekleyeceği adaya çok büyük oy oranı sağlayama kapasitesi olan Chana’yı bölgenin tüm adayları tanımak istiyor.

Mizoram eyaleti başkenti Aizawl’ın dışında Baktawng bölgesi tepelerinde 100 odası olan evinde yaşıyor. Tüm aile hep birlikte devasa olan evlerinde yaşıyorlar.

70 yaşındaki Chana “Her seçim döneminde ailecek epeyce ilgi çekiyoruz. Etki alanımızın haricinde sadece ailemizin verdiği oylar bile çok değerli.”

Dün başlayan Hindistan seçimleri 12 Mayıs’a kadar sürecek. Hindistan’da toplam 814 milyon seçmen var. Mizoram eyaletinde bu seçimlerde oy kullanabilecek olan yaklaşık 7 milyon seçmen var.

'TEK İSTEĞİMİZ TEMİZ YÖNETİM'

Chana’nın eşlerinden biri olan Rinkmini “Oy vermeye gittiğimizde, hepimiz aynı aday yada partiye oy veriyoruz. Bunun manası da 160’dan fazla oy sadece bir aileden” dedi.

4 jenerasyondur devam eden gelen aşiret 1930’larda Chana’nın dedesi ile başlamış ve bugün 1700 kişiye ulaşmış. Chana son olarak “Tek istediğimiz temiz bir yönetim ve şahsi çıkarlar yerine eyalet çıkarlarını düşünen politikacılardır” dedi.

Esra Erol çocuğuna laf söyleyenlere kızdı köpürdü.

Ünlü sunucu Esra Erol Instagram sayfasında oğlu Ali Özbir hakkında yapılan bir yoruma adeta ateş püskürdü.

Instagram sayfasında oğlu İdris Ali Özbir hakkında yorum yapan kullanıcılarına sinirlenen Esra Erol ateş püskürdü.

Oğlu İdris Ali Özbir hakkında "Kaç yaşında çocuğunuz bence konuşma problemi çekebilirsiniz bi hekime yada logopedie ye gitme zamanınız gelmiş bence" şeklinde yorum yapan takipçisine çok kızdı.

Ayrıca aynı yoruma ek olarak başka bir kullanıcı tarafından "Çok ciddiyim baksana kocaman çocuk daha konuşamıyor bile. Bunun yaşında ki çocuklar tekerleme dizdiriyor bu daha bir iki kelimeyi zor yanyana getiriyor. Şımarıklıktan mı gerilikten mi bilemedim ama normal değil kesin" şeklinde yorum yapıldı.

Çocuğu hakkında yazılan bu iki yorumu gören ünlü sunucu daha fazla dayanamayarak tepkisini sert bir şekilde gösterdi.

Esra Erol o yorumlara şöyle cevap verdi:

'Bakınız bu şahıslar hasta!! 2 yaşındaki bir çocuğa doktor ve uzman edasıyla teşhis koyabilen hastalar!! Uyarmıştım bana söylenen her iyi/kötü söz kabulum saygı duyarım. AMAA AİLEMDEN BİRİNE VE HELE Kİ OĞLUMA SÖYLENECEK HER SÖZDE TERBİYE SINIRLARINI AŞARIM VE GÖZÜM DÜNYAYI GÖRMEZ!'

Yılmaz Erdoğan'ın karısı Belçim Bilgin: 'Aşkın ömrü 2,5 yılmış

'Sadece Sen' isimli filminde rol alan Belçim Bilgin, eşi Yılmaz Erdoğan'la ilişkisini anlattı: "Bana aşkın ömrünün 2.5 yıl olduğunu söylediklerinde çok bozuluyordum. Meğer öyleymiş ama biçim değiştire değiştire ömrü uzuyormuş."

Zarif oyuncu Belçim Bilgin Esquire'den Seda Karan'ın yönelttiği"Aşkınız ilk günkü gibi devam ediyor mu?" sorusuna 'Aşk, biçim değiştirerek devam ediyor. Bana aşkın ömrünün 2.5 yıl olduğunu söylediklerinde çok bozuluyordum. Meğer öyleymiş ama biçim değiştire değiştire ömrü uzuyormuş. Değişim, evrim, doğanın kanunu ve kaçınılmaz bir süreç...' yanıtını verirken 'Yılmaz Erdoğan gibi bir adamın karısı olmak nasıl bir şey?' sorusunu ise "Bunu söylerken, bazen kendimi garip hissediyorum ama Yılmaz'ın Türkiye'nin çok önemli değerlerinden biri olduğunu biliyorum ve karısıyım diye bu gerçeği unutmuyorum.

 Aynı evde yaşayınca durum değişmiyor inanın. Kendisini her zaman geliştirip aşmak isteyen biri. Bizim bir de en başından bu yana ilişkimiz hocaöğrenci temeli üzerine kurulu olduğu için ilişkinin dinamiğini de böyle koruyoruz. Organik yaşıyoruz her şeyi. Sonuçta biz bir şey planlamadık; hayat bunları getirdi. Ama her seferinde beni şaşırtan biriyle birlikte olmak bağlılığımızı da etkiliyor. Çünkü monoton olan hiçbir şeyde ben yokum. Bir kere alışmak ve özgürlüğümün kısıtlandığını hissetmek beni çok ürkütür. Nefes alamam! Bu anlamda Yılmaz şahane bir insan."sözleriyle yanıtladı.


Boşanma Sonrası Eşler Arasında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Mal paylaşımı nasıl yapılır?

Hiç kimse boşanmak istemez ama iş boşanmaya gelip çatmış ise eşler arasında mal paylaşımı yapılması gündeme gelir. Erkeğin kadına, kanının da erkeğe haksızlık yapmaması için iki tarafından mal paylaşım kurallarını bilmesi gerekir. Boşanma sonrasında nasıl mal paylaşımı yapılması gerektiğini Avukat Saliha Ersöz Baştaş anlatıyor.

“Mal rejimi kavramı; eşler arasında, eşlerin mallarının üzerindeki hak ve yetkilerini, borç durumunda sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler olarak anlaşılmalıdır” diyen Av. Saliha Ersöz Baştaş şöyle devam etti:

“4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yapılan yenilik ile  eşler arasındaki yasal mal rejimi; edinilmiş mallara katılma rejimi olarak benimsenmiştir. Eski Türk Medeni Kanunu’nda yasal mal rejimi olarak kabul edilen mal ayrılığı rejiminde, evlilik birliğinde çalışmayan kadınların, ev hanımlarının hemen hemen hiçbir hakkı bulunmamaktaydı. 01.01.2002 tarihinden önceki mal ayrılığı dediğimiz uygulamada; evlilik öncesi ya da sırasında edinilmiş olsun tarafların boşanması durumunda malları kendilerine kalıyordu. Yeni Medeni Kanunumuz bu sorun çözümlenmiş, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi ile tüm bu olumsuzluklar giderilmiştir. Evlilik süresince edinilmiş mallarda tarafların ortak katkısı kabul edilmiş, böylelikle boşanma sırasında eşlere bu mallar üzerinde ortak hak talep etme hakkı verilmiştir.”

Kanundaki mal rejimi türleri

Medeni Kanunu’muzda eşlerin kabul edebileceği mal rejimleri

1- Mal ayrılığı rejimi
2- Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi
3- Mal ortaklığı rejimi olup sayıca belirtilmiştir.

Eşler belirtilen mal rejimlerinden birini seçip sözleşmesel olarak belirleyebilirler. Taraflar belirtilen mal rejimlerinden birini seçmedikleri takdirde yasal mal rejimine tabi olacaklardır. Eşler belirtilen rejimler dışında karma bir rejim oluşturamaz ve seçtikleri rejim de kanunda belirtildiği şekilde kendileri için bağlayıcıdır.

Mal rejimleri şekil şartları nelerdir

Eşler mal rejimi sözleşmesini kendileri yapmak zorundadır. Yasa, mal rejimi sözleşmesi için ayırt etme gücüne sahip olmayı yeterli saymıştır. Kanunda belirtilen akdi mal rejimlerinden (Mal ayrılığı rejimi, Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, Mal ortaklığı rejimi) birini eşler evlenmeden önce ya da sonra noterde yapabilecekler ve evlendirme memuruna yapacakları bir beyan ile seçebileceklerdir. Eşler evlendikten sonra mal rejimlerini değiştirebilirler.

Mal rejiminde süre ve sona erme nasıl olur

Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin başka bir sözleşmeyi seçmesi, evliliğin sona ermesi, boşanma, evliliğin iptali ve mahkeme tarafından başka bir mal rejimine geçilmesine karar verilinceye kadar devam etmektedir.

1 Ocak 2002 tarihinden önce evlenenler ve sözleşme ile mal rejimini belirlemeyenler hangi mal rejimine tâbi olurlar

Eşler, yeni Medeni Kanunu′nun dolayısı ile bu mal rejimlerinin kabul edildiği tarih olan 1 Ocak 2002’ye kadar geçen süre için eski rejime, ondan sonra edindikleri mallar için yeni rejime tâbi olacaklardır. Yani yasal mal rejimi, mevcut evlilikler içinde 1 Ocak 2002’ye kadar edinilmiş malları kapsamamaktadır.

Yasal mal rejimi edinilmiş-kişisel mal kavramları nelerdir

Eşler herhangi bir akdi mal rejimi seçmediler ve yasal mal rejimine yani edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olmaktadır. Yasa bu rejimde bir eşin tüm mallarını aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul eder.

Edinilmiş mallar

Edinilmiş mallar özellikle şunlardır:

a- Çalışmasının karşılığı olan edinimler (Bağış, miras yolu ile gelen mallar kişisel mallardır),
b- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
c- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
d- Kişisel mallarının gelirleri (Aksi sözleşme ile kararlaştırılabilir),
e- Edinilmiş malların yerine geçen değerler. Kime ait olduğu belirlenemeyen mallar ise edinilmiş mal sayılırlar.

Kişisel mallar

a- Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya (Kadınların takıları, makyaj malzemeleri, erkeklerin kol düğmeleri, tarafların giyecekleri gibi),
b- Tarafların emek vermeden sahip oldukları mallar (Bağış, miras gibi),
c- Tarafların evlenmeden önce sahip oldukları mallar,
d- Mânevi tazminat gibi tarafların alacakları,
e- Kişisel malların yerine geçenler (Örneğin evlenmeden önce sahip olunan veya miras yolu ile gelen bir evi satıp yerine yenisinin alınması gibi),
f- Tarafların aralarında “kişisel mal” olarak kabul edileceğini kararlaştırdıkları mallardır.

Yasada “edinilmiş mal” olarak sayılan malların “kişisel mal sayılması” için sözleşme yapılabilir mi

Evet, yapılabilir.

Mal rejimlerinin mirasa etkisi nedir

Sağ kalan eş birlikte mirasçı olduğu gruba göre mirastan pay alır.

Sağ kalan eş; çocuklarla birlikte mirasçı olmuşsa mirasın ¼ ünü, miras bırakanın ana-baba veya kardeşleri ile birlikte mirasçı olmuşsa ½ sini, miras bırakanın büyük ana ve büyük babası veya onların çocukları ile birlikte mirasçı olmuşsa mirasın ¾ ünü, bunların hiçbiri yoksa tamamını alır.

Mal rejimi davası açma süresi nedir

Malların eşler arasında ihtilaf olması durumunda açılan davaya mal rejiminin tasfiyesi diyoruz, bu davayı açma süresi boşanmanın kesinleşmesinden itibaren  1 sene sonra eşlerden birinin müracaatı ile olmaktadır. Yargılama süreci zahmetli olup, profesyonel şekilde takibi gerekmektedir, aksi durumlarda hak kaybı söz konusu olmaktadır.


Şenay Gürler damadın'dan gördüğü şiddeti anlattı.

Oyuncu Şenay Gürler, Antalya Aile Mahkemesi'nde boşanma davası açan kızı Duygu Yıldırım'la ilgili talimatla, İstanbul'da tanık olarak ifade verdi.

Kızı koca şiddeti mağduru


24 yaşındaki kızının kocasından şiddet gördüğünü mahkemede gözyaşları içinde anlatan Şenay Gürler, damadının kendisine de "Ölsen rahat ederiz" dediğini söyledi.

Oyuncu ayrıca, Antalya'da bir köyde yaşayan kızının travma altında olduğunu vurguladı.

Mahkemede ve çıkışta gözyaşlarını tutamayan Şenay Gürler, kızının kendisine, artık kocasıyla bir araya gelmeyeceğini anlattığını söyledi.








Eşini Aldatan tazminat ödeyecek

İzmir’de bir şirkette yöneticilik yapan A.G., aynı şirkette çalışan N.K. 'ye (36) aşık oldu.

Bir süre sonra N.K., A.G.'den hamile kalınca işler karıştı. N.K.’nin durumundan şüphelenen kocası H.K., çocukları doğunca DNA testi yaptırdı.

Kan örnekleri tutmayınca aldatıldığını öğrenen H.K., gerçeği öğrendi. Yasak aşkı A.G.'nin eşi de öğrendi. Bunun üzerine aldatılan eşler soluğu mahkemede aldı. Her iki dava boşanmayla sonuçlandı.

Ayrıca hakim, A.G.'yi, 16 yıllık eşi S.G.'ye 15 bin TL, kocasını aldatan N.K.'yi de 10 bin TL tazminata mahkum etti. 2 sevgili, Yargıtay’a başvuracaklarını söyledi. Akşam

Mutlu evlilik sırrı erkeğin ev dışında zaman geçirmesiymiş.


Mutlu bir evliliğin anahtarının erkeklerin daha çok çalışıp, evde eşleriyle daha az zaman geçirmeleri olduğu ortaya çıktı. Araştırma sonucu "Fazla muhabbet tez ayrılık getirir" sözünü akıllara getirdi.

Çoğunlukla iyi bir evlilik için eşlerin birbiriyle kaliteli vakit geçirmeleri önerilir. Ancak 4 bin orta yaşlı kadın ve erkekten oluşan çift üzerinde yapılan araştırmada tam tersi ortaya çıktı. Haftada 50 saatin üzerinde çalışan erkeklerin eşlerinin daha sağlıklı olduğu ortaya çıktı.

1979 - 2004 yılları arasında incelenen çiftlerde en sağlıklı kadınların, eşleri 50 saatten fazla çalışanlar olduğu, en düşük skorun ise 41-49 saat arası çalışan kadınlarda olduğu ortaya çıktı. Ancak daha uzun süre çalışan erkeklerin kendi sağlıkları ise kötüye gidiyor çünkü egzersiz yapmaya vakitleri kalmıyor. Hürriyet

HAFTA SONU KAHVALTILARINI BABALARIYLA HAZIRLASINLAR!

Bilimsel araştırmalar, çocukların beden ağırlığı ortalamalarında geçen yüzyıl içinde neredeyse, yüzde yüz oranında bir artış yaşandığını ve buna bağlı olarak bu yaşlarda bile eklem problemlerine, kalp-damar ve tip 2 şeker hastalıklarına, kansızlık, yüksek tansiyon ve diş çürümesi risklerine açık olduklarını gösteriyor. Dolayısıyla, anne faktörünün her şeyde olduğu gibi beslenme konusunda da nasıl öne çıktığını görüyoruz. Önce anne sütüyle beslenme sonra da sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanabilmeleri için, önce bizim sağlıklı yaşamın sırlarını iyice öğrenmemiz ve öğrendiklerimizi yaşamımıza uygulamamız şart. Ha unutmadan, "Bizim bey falanca yemeği sevmiyor, ben de pişirmiyorum" dediğinizde çocuklar da babayı model alabiliyorlar. Bu nedenle anneler kadar babaların da örnek olduğunu, hiç değilse hafta sonu kahvaltılarını babaların çocuklarıyla birlikte hazırlamalarının, olaya farklı renkler ve boyutlar katacağını hatırlatırım...
alıntı

Çocuklar eğlenerek de yemek zevki kazanabilir!


Biz anneler sürekli olarak çocuklarımızı doğru ve yeterli besleyip besleyemediğimiz konusunda endişe duyarız. Bu endişe çevresel baskıların da etkisi ile bir çığ gibi büyür. Bir de bakmışsınız ki, yemek saatleri hem siz hem de çocuğunuz için işkenceye dönüşmüş. Bunu engellemek elimizde... Nasıl mı?

Dr. Sibel Özilgen'in, "Eğlenceli Beslenme Kitabı" adlı eseri, çocuklara, ailelere ve eğitimcilere aktivitelerle beslenme eğitimi kazanmaları için fırsat tanıyor. Kitabın ilk ölümünde beslenmenin ve beslenme eğitiminin temel unsurlarını, ikinci bölümünde bu bilgileri çocuğa aktarmakta kullanabileceğiniz katılımcı aktiviteleri, son bölümünde ise çoğunu çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz kolay ve sağlıklı yemek tariflerini buluyorsunuz... Kitaptan yola çıkarak, biz de okul öncesi dönemde beslenmenin temel ilkelerini doğru bilmenin ve bunları çocuklarımıza doğru metotlarla aktarabilmenin keyfini nasıl çıkarabileceğimizi Özilgen'den dinliyoruz...

EĞLENEREK BESLENMENİN İPUÇLARI
Okul öncesi çağdaki çocuklar öğrenmeye açık ve istekli olurlar. Ve duyduklarından çok gördükleri, dokundukları, test edebildikleri şeyleri; kısacası birebir yaşadıklarını öğrenirler, hatırlarlar ve taklit ederler. Bu yaşlarda alınan eğitimin sonucunda geliştirilen alışkanlık ve davranışların büyük bölümü yetişkinlik dönemine de taşınır. Erken yaşlarda verilecek doğru beslenme eğitimi, çocukların sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinmelerinde ve bunu hayatları boyunca uygulamalarında yardımcı olur.

Yapılması gereken en önemli şey, onlara daha çok küçükten doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak... Çocuk, yetişkinlik yıllarına taşıyacağı beslenme davranışlarının büyük bir kısmını okul öncesi çağlarda geliştirir. Çocuğun doğru beslenme davranışı geliştirmesi kısa vadede yemek seçmesini, orta ve uzun vadede ise yanlış beslenmeye bağlı sağlık problemleri yaşamasını engeller. Peki, bunu nasıl yapacağız? İşte burada ayna bize doğru dönüyor. Çocuğun beslenme alışkanlıkları edinmesinde ailenin ve gittiği okul öncesi kurumdaki eğitmenlerin beslenme bilinç ve davranışları çok önemlidir. Çocukların doğru ve sağlıklı beslenme davranışları kazanmalarında benimsenmesi gereken temel unsurlar eğitim, olumlu yaklaşım, sabır ve zamandır.

DOĞRU MODEL OLUN!
Çocuğunuzun kısa vadede yemek seçme problemini hallederken, yetişkinliğine de taşıyacağı doğru beslenme davranışları geliştirmesini sağlayacak bazı kurallar vardır. Her şeyden önce çocukların model aldığı, iyisiyle kötüsüyle davranışlarını taklit ettiği ebeveynler ve eğitmenler doğru modeller olmalıdır. Kısacası, biz kendi beslenme alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı gözden geçireceğiz. Örneğin; biz yemek seçiyorsak, emin olun ki çocuğumuz da yemek seçecektir.

SOFRAYA BİRLİKTE OTURUN!
Evde ve okulda yemek saatlerini düzenli hale getirmeli, mümkün olduğu kadar öğün atlamamaya ve sofraya birlikte oturup birlikte kalmaya çalışmalıyız. Yemek yerken sakin ve huzurlu bir ortam yaratmalı, kesinlikle televizyon vb. seyretmemeliyiz. Kahvaltı çok önemli bir öğündür, mutlaka kahvaltı etmeye özen göstermeliyiz. Çocuğu eline tutuşturulmuş bir simitle okuluna yollamak yerine, sabah biraz erken kalkıp birlikte dengeli hazırlanmış kahvaltı etmeye çalışmalıyız. Yemeği ceza veya ödül konusu yapmamalıyız. Bir yemeği yedirebilmek için bir başka yiyeceği ödül olarak ortaya koymak; çocukta iyi yiyecek-kötü yiyecek kavramının gelişmesine neden olur. Çocuğu yeni tadlar denemeye teşvik etmeli ama asla zorlamamalıyız. Tatları mümkün olduğunca basit tutmalıyız. Yiyeceklere dokunmalarına izin vermeliyiz. Ona olan sevgimizi tehdit unsuru olarak kullanmamalıyız, yani "Yemeğini yemezsen seni sevmem" gibi cümleler kurmamaya özen göstermeliyiz. Çocuğa yiyebileceği kadar yemeği tabağına kendisinin almasını öğretebiliriz. Doyduğu halde yemeğini bitirmeye zorlamak çocuğun tepki vermesinin yanı sıra, zaman içinde porsiyonların büyümesine de neden olur. Yasaklar cazip kılar, hiçbir yiyeceği yasaklamamalı ancak eve sağlıklı yiyecekleri almaya özen göstermeli ve bunları çocukların ulaşabileceği yerlere koymalıyız. En etkin öğrenme yöntemi aktif katılımdır. Çocuklarımızla birlikte eğlenceli deneyler ve aktiviteler yapabilir, mutfakta bize yardım etmesine izin verebiliriz. Vee bütün bunları zorunluluk olarak değil, hayatın doğal akışı içinde yapmalıyız. Sakin ve sabırlı olmalıyız. Bunun bir süreç olduğunu ve zaman alacağını unutmamalıyız.

BESLENME EĞİTİMİNİN AMAÇLARI
- Çocukları farklı besin grubundaki yiyeceklerle tanıştırmak.
- Çocuklarda bazı yiyeceklere karşı oluşabilecek ön yargı ve tepkiyi önlemek.
- Çocukların sağlıklı ve sağlıksız yiyecekleri birbirlerinden ayırt edebilme yetisini geliştirmek.
- Çocuklara sağlıklı olmak ve doğru beslenme alışkanlığı arasındaki ilişkiyi göstermek.
- Çocuklara ileriki yaşlara da taşıyacağı doğru beslenme alışkanlıklarını kazandırmak.

DENGELİ VE SAĞLIKLI BESLENME NEDİR?
Çocuklar sağlıklı büyüyebilmek ve sağlıklı kalabilmek için gerekli besinleri ancak değişik yiyecek gruplarından alabilirler. Ne yazık ki, gerekli bütün besinlerin hepsini içinde barındıran tek bir yiyecek yoktur. Yiyecekler; tahıllar, sebze ve meyveler, süt ve süt ürünleri, et ürünleri ve baklagiller, yağ ve şekerler olmak üzere beş gruba ayrılırlar. Ve çocukların dengeli beslenmek için bu grupların hepsinden tüketmeleri gerekir. Tüketirken ise dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, "gıda piramidi"nin en tepesinde bulunan şeker ve yağlardan en az, "gıda piramidi"nin tabanında bulunan tahıl gruplarından ise en fazla tüketilmesi gerektiğidir. Ayrıca, günlük tüketim miktarı fiziksel aktivite gözönünde bulundurularak ayarlanmalıdır. Doğru beslenmede önemli olan "ne kadar" değil, "neyi ne kadar" yediğimizdir. Hedefimiz doymak değil, doğru, yeterli ve sağlıklı beslenmektir. O nedenle de beslenmenin yetişkinler ve çocuklar tarafından, bir görev ve pazarlık konusu değil; stresten uzak, doğal bir eğlence olarak kabul edilmesi, hem yetişkinlerin hem de çocukların hayatını kolaylaştıracağı gibi, sağlıklı beslenme yönünde atılan önemli bir adımdır.

Yeni kardeş, kıskançlık yaratır mı?

Kardeş kıskançlığında en büyük rol anne babaya düşüyor. Aileler kardeşler arasındaki bu duyguyu reddetmek yerine onları anlamaya çalışmalı.
Kardeş kıskançlığı, ailedeki ilk çocukların yaşadığı ve anne babaları uzun süre uğraştıran bir durumdur. Peki, kardeş kıskançlığını önlemek için ne yapmalı, anne babalara burada ne gibi görevler düşüyor? Çocuk ve Ergen Psikoloğu Özge Türk, kardeş kıskançlığı hakkında bilgi veriyor.

Karışık duygular
Kardeş kıskançlıklarının temelinde anne ve babanın ilgi ve sevgisinin bölünmesi korkusu yatmaktadır. Yeni doğan kardeş, büyük çocuk için adeta bir kumadır. Yani; anne ve babanın ilgi ve sevgisini artık yeni doğanla paylaşmak zorundadır. Çocuk, yeni doğan kardeşine karşı sevgi ve nefret arasında gidip gelir. Küçük kardeşini sevmediğini söylerse, anne-baba ve çevre tarafından ayıplanacak, eğer sevdiğini söylerse en büyük alkışı o alacaktır. O zaman alkışı almak, yani küçük kardeşi sevmek ve benimsemek için kendini zorlar.

Kriz başlıyor
Anne ve babasına da bu durumu ispatlamaya çalışır. Örneğin; taşıyamayacak olsa da kardeşini kucaklayıp taşımak için ısrar eder, ağlayınca ilk önce o koşar. Sevgisi o kadar taşmaktadır ki; küçük çocuğu eline alır, sıkıştırır ve küçük çocuk ağlamaya başlar. Anne ve baba onu bu davranışı nedeniyle azarlar. Oysa ki sadece küçük kardeşini ne kadar sevdiğini onlara ispatlamak istemiştir ama nafile... Artık anne ve babasına yaranamamaktadır. İşte o zaman kıskançlık duyguları kabarmaya başlar.

Mutlaka bilgi verin
Bir diğer önemli ve ilk başta yapılması gereken nokta yeni doğan dünyaya gelmeden evvel büyük kardeşe onunla ilgili bilgi verilmesidir. Erkek mi kız mı olacaktır? Odası nasıl olmalıdır? Tüm bunlar çocukla paylaşılmalı ve büyük çocuk doğacak olan kardeşe hazırlanmalıdır. Kardeş dünyaya geldikten sonra ise ona kardeşi ile ilgili ufak sorumluluklar vermek, onun kendini işe yarar hissetmesini sağlar.

Takım ruhu yaratın
Her iki çocuğu alarak birlikte oyunlar oynamak, hep birlikte bir yerlere gitmek kardeşlerin takım ruhunu hissetmelerini sağlar. Bu şekilde rekabet azalır. Çocukların ayrı ayrı bireysel özellikleri tanınmalı, kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecekleri ve zevk alacakları aktivitelere yönlendirilmelidir. Daha sonra bunları birbirlerine anlatmaktan keyif alacaklardır. Kıskançlık doğal bir duygudur. Anne ve babanın kardeşler arasındaki bu duyguyu reddetmek yerine kabullenip, onları anlamaya çalışması çocukları rahatlatır ve güven duymalarını sağlar.

Onları kıyaslamayın
Öncelikle her iki kardeş arasında kıyaslama yapmamak gerekir. Her çocuk farklı özelliklerde, farklı yeteneklerde, farklı bireylerdir. Bazen ebeveynler çocukları aralarında paylaşırlar. Örneğin; anne yeni doğanla, baba büyük çocukla ilgilenir. Bu tutum da doğru değildir. Çünkü diğer çocuk artık anne ve babasının onu sevmediğini ve ilgilenmediğini düşünebilir. Sevgi, ortak ve paylaşılabilen bir duygudur ve her iki ebeveyn de her iki çocukla ilgilenebilmelidir.

Kaynak: Güneş