Dolar son bir haftanın en yüksek seviyesini gördü serbest piyasada dolar 2.11'e kadar yükseldi.
Dün güne 2.09'un altında başlayan dolar 2.1072'ye kadar yükselerek, bir haftanın en yüksek seviyesini test etti. Dün günü 2.10'un hemen üzerinde tamamlayan dolar bu sabah serbest piyasada 2,1010 liradan güne başladı. Açılışın ardından 2,1120 liraya kadar yükselen dolar sonra 2,1109'dan alıcı buluyor.
Kapalıçarşı'da euro ise 2,8630 lira oldu
finans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
finans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Rıza dede Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacak.
Yaklaşık 50 yıldan beri definecilik yapan 85 yaşındaki Ali Rıza Ayaz, kendisine istediği yerde kazı izni verilmesi halinde Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacağını iddia etti.
Yıllarca definecilik yapan Ali Rıza Ayaz, Elazığ'da Firavun'dan kalma hazinenin yerini bildiğini, Adıyaman'ın Çelikhan ilçesi Pınarbaşı beldesinde ise büyük bir hazinenin olduğunu iddia ediyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı'na kazıyla ilgili izin talebinde bulunduğunu ifade eden Ali Rıza Ayaz, 'Bana kazı izni verilmesi halinde ben Türkiye'nin tüm borçlarını karşılayacak bir hazine bulacağımı iddia ediyorum. Elimde harita ve aletler var. Avrupa ve dış ülkelerden bazı bilim adamlarıyla daha önceden yaptığım çalışmalar neticesinde hazinelerin yerini biliyorum.
Devletin izin vermesi halinde çeşitli hükümdarların hazinelerine, yer altı saraylarına ulaşabilirim. Elazığ'da Firavun'un hazinesinin olduğu yeri biliyorum. Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesinde üç hükümdara ait hazinenin yerini biliyorum. Devlet görevlilerinin nezaretinde, kazı yapmak için izin istiyorum. Adıyaman Müze Müdürlüğü'ne Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesi için müracaatta bulundum' dedi.
Yıllarca definecilik yapan Ali Rıza Ayaz, Elazığ'da Firavun'dan kalma hazinenin yerini bildiğini, Adıyaman'ın Çelikhan ilçesi Pınarbaşı beldesinde ise büyük bir hazinenin olduğunu iddia ediyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı'na kazıyla ilgili izin talebinde bulunduğunu ifade eden Ali Rıza Ayaz, 'Bana kazı izni verilmesi halinde ben Türkiye'nin tüm borçlarını karşılayacak bir hazine bulacağımı iddia ediyorum. Elimde harita ve aletler var. Avrupa ve dış ülkelerden bazı bilim adamlarıyla daha önceden yaptığım çalışmalar neticesinde hazinelerin yerini biliyorum.
Devletin izin vermesi halinde çeşitli hükümdarların hazinelerine, yer altı saraylarına ulaşabilirim. Elazığ'da Firavun'un hazinesinin olduğu yeri biliyorum. Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesinde üç hükümdara ait hazinenin yerini biliyorum. Devlet görevlilerinin nezaretinde, kazı yapmak için izin istiyorum. Adıyaman Müze Müdürlüğü'ne Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesi için müracaatta bulundum' dedi.
Zenginler nasıl zengin oluyor.
ABD'de yapılan bir araştırmada, zenginlerle fakirler arasında giderek büyüyen refah açığının nedenine yer verildi.
Dünyada zenginlerle fakirler arasında giderek büyüyen refah açığı, her daim tartışılan bir konu olmuştur.
Son olarak konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ekonomist Paul Krugman, hedge fon yöneticilerinin milyar dolarlık maaşlarının, büyüyen refah açığında eğitimin rolünün çok az olduğunu ortaya koydunu söyledi.
Krugman, yatırımcıların paradan daha çok para yaptığı için zenginin giderek zenginleştiğini savundu.
Modern ''Eşitsizlik dereceyle ilgili değil, oligarşiyle ilgili'' diye konuştu.
Fakat ABD'de yapılan bir çalışma, tam tersi yönde bir görüş ortaya koydu.
Duke University'den araştırmacı Jonathan Wai tarafından yapılan bir çalışmada, dünyadaki multi milyarderlerin iyi eğitim aldığı ve bişisel yeteneklerinin güçlü olduğu sonucuna ulaşıldı.
Dünyada zenginlerle fakirler arasında giderek büyüyen refah açığı, her daim tartışılan bir konu olmuştur.
Son olarak konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ekonomist Paul Krugman, hedge fon yöneticilerinin milyar dolarlık maaşlarının, büyüyen refah açığında eğitimin rolünün çok az olduğunu ortaya koydunu söyledi.
Krugman, yatırımcıların paradan daha çok para yaptığı için zenginin giderek zenginleştiğini savundu.
Modern ''Eşitsizlik dereceyle ilgili değil, oligarşiyle ilgili'' diye konuştu.
Fakat ABD'de yapılan bir çalışma, tam tersi yönde bir görüş ortaya koydu.
Duke University'den araştırmacı Jonathan Wai tarafından yapılan bir çalışmada, dünyadaki multi milyarderlerin iyi eğitim aldığı ve bişisel yeteneklerinin güçlü olduğu sonucuna ulaşıldı.
Somalı madenciler bankalara borçlu çıktı.
Bankaların borç silme hamlesi madencinin borcunu gündeme getirdi. Soma’da bankalardan kullanılan bireysel kredi ile kredi kartı borçları 690 bin TL çıktı. Bu rakam bankaların verdiği toplam kredilerin % 0.00006’sı ediyor.
Türkiye’de iş yapan birçok banka Soma’da meydana gelen maden kazasında hayatını kaybedenlerin borçlarını ardı ardına sildiklerini açıkladı. Hayatta kalanların ise borçlarını yeniden ele alarak, yapılandıracaklar.
Ticari hukuk kuralları içinde kredi borçlusu hayatını kaybettiğinde borcu mirasçılarına kalıyor. Borç sigortalanmış ise bu borçları sigorta şirketi ödüyor.
Bununla birlikte Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) iki ay önce çıkardığı düzenleme ile sigorta zorunluluğunu kaldırdı. Bankalar artık bireysel kredi verdikleri müşterilerinden zorunlu olarak Hayat Sigortası yapmalarını isteyemiyor. Bankalar sadece konut kredilerinde müşterilerinden hayat sigortası yapmalarını isteyebiliyorlar. Konut kredileri de belli bir teminat karşılığında verildiği için bu kredilerin de banka açısından çok fazla bir riski bulunmuyor.
Ortalama gelir: 1.400 TL
Bir bankacının verdiği bilgiye göre Somalı madencilerin gelir ortalaması 1.400 TL’ye işaret ediyor. Bankalar BDDK’nın çıkardığı yeni yasal düzenlemeler kapsamında bir kişiye en fazla maaşının 5 katı kadar kredi limiti tanıyor.
Türkiye’de yaşanan bu acı olayın ardından Soma halkının bankacılık sektöründen kullandığı kredilerin tutarına bakıldığında madencilerin gelirinin ne oranda kredi kullanımına etki yaptığı da görülüyor.
Tüm Soma halkının sistemden kullanabildiği ticari, bireysel kredi kartı ve bireysel tüketici kredilerinin toplam tutarı 775.823 bin TL’yi aşmıyor. Burada 85 bin TL’lik ticari krediler düşüldüğünde, bireysel borç toplamının 690 bin TL olduğu görülüyor.
Sigortasız risk: 1.336 TL!
Bankalar arka arkaya madencilerin acısını paylaştıklarını ve hayatını kaybeden işçilerin borçlarını sildiklerini açıklarken, Somalılar kamu ve özel bankalardan 614.583 bin TL bireysel kredi, 76.857 bin TL bireysel kredi kartı ve 84.383 bin TL ticari kredi almışlar. Bu arada bir diğer önemli ayrıntı da bankaların bütün kredi riskleri neredeyse sigorta kapsamında. Soma’daki sigortasız toplam risk sadece 1.336 bin TL’ye işaret ediyor.
Türkiye’de iş yapan birçok banka Soma’da meydana gelen maden kazasında hayatını kaybedenlerin borçlarını ardı ardına sildiklerini açıkladı. Hayatta kalanların ise borçlarını yeniden ele alarak, yapılandıracaklar.
Ticari hukuk kuralları içinde kredi borçlusu hayatını kaybettiğinde borcu mirasçılarına kalıyor. Borç sigortalanmış ise bu borçları sigorta şirketi ödüyor.
Bununla birlikte Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) iki ay önce çıkardığı düzenleme ile sigorta zorunluluğunu kaldırdı. Bankalar artık bireysel kredi verdikleri müşterilerinden zorunlu olarak Hayat Sigortası yapmalarını isteyemiyor. Bankalar sadece konut kredilerinde müşterilerinden hayat sigortası yapmalarını isteyebiliyorlar. Konut kredileri de belli bir teminat karşılığında verildiği için bu kredilerin de banka açısından çok fazla bir riski bulunmuyor.
Ortalama gelir: 1.400 TL
Bir bankacının verdiği bilgiye göre Somalı madencilerin gelir ortalaması 1.400 TL’ye işaret ediyor. Bankalar BDDK’nın çıkardığı yeni yasal düzenlemeler kapsamında bir kişiye en fazla maaşının 5 katı kadar kredi limiti tanıyor.
Türkiye’de yaşanan bu acı olayın ardından Soma halkının bankacılık sektöründen kullandığı kredilerin tutarına bakıldığında madencilerin gelirinin ne oranda kredi kullanımına etki yaptığı da görülüyor.
Tüm Soma halkının sistemden kullanabildiği ticari, bireysel kredi kartı ve bireysel tüketici kredilerinin toplam tutarı 775.823 bin TL’yi aşmıyor. Burada 85 bin TL’lik ticari krediler düşüldüğünde, bireysel borç toplamının 690 bin TL olduğu görülüyor.
Sigortasız risk: 1.336 TL!
Bankalar arka arkaya madencilerin acısını paylaştıklarını ve hayatını kaybeden işçilerin borçlarını sildiklerini açıklarken, Somalılar kamu ve özel bankalardan 614.583 bin TL bireysel kredi, 76.857 bin TL bireysel kredi kartı ve 84.383 bin TL ticari kredi almışlar. Bu arada bir diğer önemli ayrıntı da bankaların bütün kredi riskleri neredeyse sigorta kapsamında. Soma’daki sigortasız toplam risk sadece 1.336 bin TL’ye işaret ediyor.
Her sabah banka hesabına 86400$ yatırılmasını istermisin?
Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün. Hesabına her sabah 86400$ para yatırılıyor. Fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın. Ertesi güne transfer edilemez, paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın? Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsın.
Hepimiz, zaman adlı bankanın müşterileriyiz. Her sabah 86400 saniyeye sahip oluyoruz. Yarına trasfer edilemeyen. Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır, geri dönüş yok. Saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla ilgili bir yatırım yap. Mutluluk, sağlık ve başarı için zaman kaçıyor. Her gün için en iyisini yap.
1 yılın değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
1 ayın değerini anlamak için 8 aylık bebek doğuran anneye sor.
1 haftanın değerini anlamak için haftalık dergi çıkaran editöre sor.
1 saatin değerini anlamak için kavuşmak için bekleyen sevgiliye sor.
1 dakikanın değerini anlamak için trenini kaçıran yolcuya sor.
1 saniyenin değerini anlamak için bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
1 saniyenin 100 de 1 değerini anlamak için olimpiyatlarda madalya kazanan koşucuya sor.
Her anını değerlendir.Her dakikanı çok özel biriyle paylaş. Zamanına ortak edebileceğin kadar özel biriyle. Unutma, zaman hiç kimse için durmaz. Geçmiş zaman tarih, gelecek zaman gizemli, şuan ise sana verilen gerçek bir armağandır.
Hepimiz, zaman adlı bankanın müşterileriyiz. Her sabah 86400 saniyeye sahip oluyoruz. Yarına trasfer edilemeyen. Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır, geri dönüş yok. Saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla ilgili bir yatırım yap. Mutluluk, sağlık ve başarı için zaman kaçıyor. Her gün için en iyisini yap.
1 yılın değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
1 ayın değerini anlamak için 8 aylık bebek doğuran anneye sor.
1 haftanın değerini anlamak için haftalık dergi çıkaran editöre sor.
1 saatin değerini anlamak için kavuşmak için bekleyen sevgiliye sor.
1 dakikanın değerini anlamak için trenini kaçıran yolcuya sor.
1 saniyenin değerini anlamak için bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
1 saniyenin 100 de 1 değerini anlamak için olimpiyatlarda madalya kazanan koşucuya sor.
Her anını değerlendir.Her dakikanı çok özel biriyle paylaş. Zamanına ortak edebileceğin kadar özel biriyle. Unutma, zaman hiç kimse için durmaz. Geçmiş zaman tarih, gelecek zaman gizemli, şuan ise sana verilen gerçek bir armağandır.
Devlet özel sektör borcuna sınırsız garanti veriyor!
Özel sektörün dış borcuna devlet garantisi getiren düzenleme, şirketlerin kendi borcuna kefil olmasını engelliyor.
Yönetmeliğe göre şirketlerin ödemediği dış borcu Hazine üstlenmek zorunda kalırsa, devlet milyarlarca dolarlık zararın küçük bir kısmını şirketten geri tahsil edebilecek. Üstelik garanti tutarı her yıl yenileneceği için devletin özel sektör riski birkaç yıl içerisinde devasa rakamlara ulaşabilecek.
Risk devlete kar şirkete
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gerçekleştirilecek Borç Üstlenimi Hakkında Yönetmelik" düzenlemesi; büyük projelerde 'riski devlete yükleyen, karı özel sektöre bırakan' kritik maddeler içeriyor. Türkiye'yi 2001 krizine sürükleyen nedenleri yeniden oluşturma riski taşıdığı ifade edilen yönetmelikteki şu maddelerin kamu maliyesine büyük yükler getirebileceği belirtiliyor:
Teminat 1 taksit için
Dış borcuna garanti verilecek şirketlerden, kredi borcunun tamamı için teminat istenmeyecek. Yönetmeliğe göre borcunu devlete ödetme riski bulunan şirketlerden kredinin tamamı yerine 'en yüksek taksitin yüzde 10 fazlası' kadar kefalet istenecek. Hazine Müsteşarlığı'na verilecek bu kefalet şirket ortaklarını müştereken ve müteselsilen bağlayacak.
Sadece 55 milyon dolar
Buna göre örneğin 1 milyar dolar dış krediyi devlet garantisiyle yurtdışından getiren bir şirket bu borcu 50 milyon dolarlık taksitlerle geri ödeme anlaşması yapmışsa, Hazine'ye en fazla 55 milyon dolarlık kefalet verecek. Şirket bu küçük teminat karşılığında devletten 1 milyar dolarlık garanti almış olacak. Eğer o şirket dış borcunu ödeyemezse devlet 1 milyar dolarlık borcun tamamını garanti kapsamında dışarıya öderken 55 milyon dolarlık kısmını teminat sayesinde kurtaracak. Dolayısıyla 945 milyon dolarlık borç vatandaşın sırtına binecek.
Büyük yük gelebilir
Devlet garantisi ifade edildiği gibi 3 milyar dolarla sınırlı kalmayacak. Yönetmeliğe göre hükümet, her yıl istediği tutarda özel sektör garantisini bütçeye yazacak. Üstelik garanti tutarını Bakanlar Kurulu iki katına kadar çıkarabilecek. Dolayısıyla örneğin önümüzdeki yıl hükümet isterse bütçeye 5 milyar dolar sınır koyup daha sonra özel sektörün 10 milyar dolarlık borcuna garanti verebilecek. Garanti her yılın bütçesiyle yenileneceği için örneğin 10 yıl içerisinde bu tutar 100'lerce milyar doları aşabilecek. 2014 bütçesine eklenen bir maddeyle devletin sadece bu yıl üstlenebileceği özel sektör borç yükü 3 milyar dolara çıkarılmıştı.
Kötü niyetli şirkete bile garanti veriyor
Yönetmelikte Hazine garantisi için olağanüstü durum, ekonomik kriz ya da uluslararası bir ekonomik çöküntü şartı aranmıyor. Yönetmeliğe göre, bu tür bir sorun yaşanmadığı halde, tamamen kendisinden kaynaklanan nedenlerle dış borcunu ödemeyen şirketlerin borcuna dahi garanti verilecek. Dolayısıyla şirketlerin kötü niyeti ya da yönetim hatasının ağır faturasını vatandaş ödemek zorunda kalacak.
Üçüncü köprü ve havalimanı da var
Yönetmeliğe eklenen bir istisna maddesiyle, üçüncü köprü ve üçüncü havalimanı ve halen proje aşamasında olan yap-işlet-kirala modelli şehir hastanelerini yapacak olan şirketler, finansman sıkıntısı yaşamaları halinde Hazine'den krediye garanti olmasını isteyebilecekler. Türkiye'deki özel sektör kuruluşları, içinde bulunulan seçim ortamı ve 17 Aralık sonrası ortaya çıkan siyasi belirsizlikler nedeniyle yurtdışından kredi bulmakta zorlanıyor. Bulunan krediler ise çok pahalı maliyetler içeriyor. Hazine garantisi, işte bu kilidin açılmasında en büyük anahtar görevi oynayacak.
Yönetmeliğe göre şirketlerin ödemediği dış borcu Hazine üstlenmek zorunda kalırsa, devlet milyarlarca dolarlık zararın küçük bir kısmını şirketten geri tahsil edebilecek. Üstelik garanti tutarı her yıl yenileneceği için devletin özel sektör riski birkaç yıl içerisinde devasa rakamlara ulaşabilecek.
Risk devlete kar şirkete
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gerçekleştirilecek Borç Üstlenimi Hakkında Yönetmelik" düzenlemesi; büyük projelerde 'riski devlete yükleyen, karı özel sektöre bırakan' kritik maddeler içeriyor. Türkiye'yi 2001 krizine sürükleyen nedenleri yeniden oluşturma riski taşıdığı ifade edilen yönetmelikteki şu maddelerin kamu maliyesine büyük yükler getirebileceği belirtiliyor:
Teminat 1 taksit için
Dış borcuna garanti verilecek şirketlerden, kredi borcunun tamamı için teminat istenmeyecek. Yönetmeliğe göre borcunu devlete ödetme riski bulunan şirketlerden kredinin tamamı yerine 'en yüksek taksitin yüzde 10 fazlası' kadar kefalet istenecek. Hazine Müsteşarlığı'na verilecek bu kefalet şirket ortaklarını müştereken ve müteselsilen bağlayacak.
Sadece 55 milyon dolar
Buna göre örneğin 1 milyar dolar dış krediyi devlet garantisiyle yurtdışından getiren bir şirket bu borcu 50 milyon dolarlık taksitlerle geri ödeme anlaşması yapmışsa, Hazine'ye en fazla 55 milyon dolarlık kefalet verecek. Şirket bu küçük teminat karşılığında devletten 1 milyar dolarlık garanti almış olacak. Eğer o şirket dış borcunu ödeyemezse devlet 1 milyar dolarlık borcun tamamını garanti kapsamında dışarıya öderken 55 milyon dolarlık kısmını teminat sayesinde kurtaracak. Dolayısıyla 945 milyon dolarlık borç vatandaşın sırtına binecek.
Büyük yük gelebilir
Devlet garantisi ifade edildiği gibi 3 milyar dolarla sınırlı kalmayacak. Yönetmeliğe göre hükümet, her yıl istediği tutarda özel sektör garantisini bütçeye yazacak. Üstelik garanti tutarını Bakanlar Kurulu iki katına kadar çıkarabilecek. Dolayısıyla örneğin önümüzdeki yıl hükümet isterse bütçeye 5 milyar dolar sınır koyup daha sonra özel sektörün 10 milyar dolarlık borcuna garanti verebilecek. Garanti her yılın bütçesiyle yenileneceği için örneğin 10 yıl içerisinde bu tutar 100'lerce milyar doları aşabilecek. 2014 bütçesine eklenen bir maddeyle devletin sadece bu yıl üstlenebileceği özel sektör borç yükü 3 milyar dolara çıkarılmıştı.
Kötü niyetli şirkete bile garanti veriyor
Yönetmelikte Hazine garantisi için olağanüstü durum, ekonomik kriz ya da uluslararası bir ekonomik çöküntü şartı aranmıyor. Yönetmeliğe göre, bu tür bir sorun yaşanmadığı halde, tamamen kendisinden kaynaklanan nedenlerle dış borcunu ödemeyen şirketlerin borcuna dahi garanti verilecek. Dolayısıyla şirketlerin kötü niyeti ya da yönetim hatasının ağır faturasını vatandaş ödemek zorunda kalacak.
Üçüncü köprü ve havalimanı da var
Yönetmeliğe eklenen bir istisna maddesiyle, üçüncü köprü ve üçüncü havalimanı ve halen proje aşamasında olan yap-işlet-kirala modelli şehir hastanelerini yapacak olan şirketler, finansman sıkıntısı yaşamaları halinde Hazine'den krediye garanti olmasını isteyebilecekler. Türkiye'deki özel sektör kuruluşları, içinde bulunulan seçim ortamı ve 17 Aralık sonrası ortaya çıkan siyasi belirsizlikler nedeniyle yurtdışından kredi bulmakta zorlanıyor. Bulunan krediler ise çok pahalı maliyetler içeriyor. Hazine garantisi, işte bu kilidin açılmasında en büyük anahtar görevi oynayacak.
Bankalar'dan hesap sahiplerine işletim ücreti tuzağı!
Kullanmadığı hesaba ücret ödemek istemeyen tüketiciler, bankalara koştu. Ancak çile başladı.
Bankaların kullanılmayan mevduat hesaplarını 28 Nisan'a kadar kapatmayandan hesap işletim ücreti alacağını duyan, şubesine koştu. Gelin görün ki bu hesapları kapatmak adeta eziyete dönüştü. Şubeye gidenlere de "Hesabınızda 25 kuruş, 50 kuruş var. Önce o parayı çekmeniz gerekiyor" denilerek, kırk dereden su getirtiliyor.
BDDK'nın hazırladığı taslağa göre, hesap işletim ücretiyasallaşırken, bu konuda mahkeme yolu da kapanıyor. Mayıs'ta yürürlüğe girecek Tüketici Kanunu'na göre,bankalar kullanılmayan mevduat hesaplarını kapatmayan müşterilerden hesap işletim ücreti alacak. Bankalar hesapların 28 Nisan'dan önce kapatılması durumunda herhangi bir ücret talep edemeyecek.
Bankaların kullanılmayan mevduat hesaplarını 28 Nisan'a kadar kapatmayandan hesap işletim ücreti alacağını duyan, şubesine koştu. Gelin görün ki bu hesapları kapatmak adeta eziyete dönüştü. Şubeye gidenlere de "Hesabınızda 25 kuruş, 50 kuruş var. Önce o parayı çekmeniz gerekiyor" denilerek, kırk dereden su getirtiliyor.
BDDK'nın hazırladığı taslağa göre, hesap işletim ücretiyasallaşırken, bu konuda mahkeme yolu da kapanıyor. Mayıs'ta yürürlüğe girecek Tüketici Kanunu'na göre,bankalar kullanılmayan mevduat hesaplarını kapatmayan müşterilerden hesap işletim ücreti alacak. Bankalar hesapların 28 Nisan'dan önce kapatılması durumunda herhangi bir ücret talep edemeyecek.
Bankalar krediler'den aldığı dosya masrafını iade edecek!
Bankaların aldığı ücret ve komisyonlara ilişkin taslağa tepkiler sürerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) yanıt niteliğinde 3 önemli karar geldi. Mahkeme, tüketiciden alınan dosya ve yapılandırma ücreti için 'iade' kararı verirken, "Bu iyi niyet kurallarına aykırıdır.
Banka bu kalemleri zorunlu masraf olarak gösteremez" uyarısında bulundu. Kredi kullanan vatandaşlardan dosya masrafı ve yapılandırma ücreti altında para alan bankalara yönelik 3 önemli karar çıktı. Ankara Sincan 2'nci Tüketici Mahkemesi, tüketiciden dosya masrafı adı altında alınan 750 liranın iadesine karar verdi. Kararda, "Müzakere edilmeden sözleşmeye eklenen hüküm kabul edilemez" denildi.
"TÜKETİCİ HAKLI"
Yine Ankara'da bir tüketici, bin 158 lira yenidenyapılandırma ücretini hakem heyeti kararı ile geri aldı.Takiye Erdem adlı tüketici, konut kredisini yapılandırırken tahsil edilen 701 liranın iadesi için hakem heyetinebaşvurdu. Heyet, yapılan işlemin yasal olmadığına karar verdi.
Takvim
Borsa Bank Asya'nın işlem sırası durduruldu
Borsa da Bank Asyanın işlem tahtası kapatıldı.
Bank Asya'nın işlem sırası durduruldu Borsa İstanbul, Bank Asya'nın işlem sırasının, payın piyasasında meydana gelen olağandışı fiyat-miktar hareketleri nedeniyle Borsa İstanbul Otomatik Seans Durdurma Sistemi tarafından 0951'e kadar durdurulduğunu açıkladı.
Hisse son olarak yüzde 4.37 primle 1.67 liradan işlem görüyordu.
Bank Asya'nın işlem sırası durduruldu Borsa İstanbul, Bank Asya'nın işlem sırasının, payın piyasasında meydana gelen olağandışı fiyat-miktar hareketleri nedeniyle Borsa İstanbul Otomatik Seans Durdurma Sistemi tarafından 0951'e kadar durdurulduğunu açıkladı.
Hisse son olarak yüzde 4.37 primle 1.67 liradan işlem görüyordu.
Borsa son bir ayın en yükseğin de..
Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri, ilk seans kapanışına göre ortalama yüzde 0,67 oranında değer kazanırken, dünkü kapanışa göre ise 1.515,87 puan ve yüzde 2,34 oranında yükseliş kaydetti.
Analistler, dün Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, bankaların zorunlu karşılıkların TL olarak tutulan kısmına faiz ödenmesi konusunun görüşülmesinin banka hisselerini desteklemeye bugün de devam ettiği belirtiyor.
Dolar/TL'nin gelişmekte olan ülke para birimlerinin dolar karşısında yükselişe geçmesinin desteği ile 2,21 seviyesinin altına gerilediğine dikkati çeken analistler, TL varlıklara olan ilginin artmasıyla döviz kurlarındaki düşüş, BIST 100 endeksindeki yükseliş eğiliminin devam edebileceğini tahmin ediyor.
Analistler, ikinci seansta ABD'de açıklanacak dayanıklı mal siparişleri verisinin takip edileceğini belirterek, BIST 100 endeksinin 66.000 seviyesinin üzerinde yeni hedeflerinin 67.100 - 67.400 aralığı olduğunu kaydediyor.
Analistler, dün Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, bankaların zorunlu karşılıkların TL olarak tutulan kısmına faiz ödenmesi konusunun görüşülmesinin banka hisselerini desteklemeye bugün de devam ettiği belirtiyor.
Dolar/TL'nin gelişmekte olan ülke para birimlerinin dolar karşısında yükselişe geçmesinin desteği ile 2,21 seviyesinin altına gerilediğine dikkati çeken analistler, TL varlıklara olan ilginin artmasıyla döviz kurlarındaki düşüş, BIST 100 endeksindeki yükseliş eğiliminin devam edebileceğini tahmin ediyor.
Analistler, ikinci seansta ABD'de açıklanacak dayanıklı mal siparişleri verisinin takip edileceğini belirterek, BIST 100 endeksinin 66.000 seviyesinin üzerinde yeni hedeflerinin 67.100 - 67.400 aralığı olduğunu kaydediyor.
"Milletin a... koyduk" derken meğer haklılarmış.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, krediyle borçlanmaya dair çarpıcı rakamlar açıkladı. AKP iktidara geldiğinde 2 milyar liranın altında bulunan tüketici kredilerinin 125 katlık artışla 249.5 milyar liraya yükseldiğini söyleyen Oran, 3 milyon dolayındaki yurttaşın tüketici kredisi ve/veya kredi kartı borcunu ödeyemediği için “kara liste”de olduğunu açıkladı. Oran Türkiye’nin dış borcunun 400 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekor seviyesine ulaştığını söyledi.
Oran’ın açıkladığı rakamlar şöyle:
"Hanelerin borç yükünde yüzde 12 bin 544’lük artış…
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının sonunda 2 milyar liranın altında bulunan toplam tüketici kredileri, aradan geçen sürede tam yüzde 12 bin 544 oranında (125 kat) artarak bu yılın Ocak sonu itibariyle 249.5 milyar liraya ulaştı. Tüketici kredilerinin 111 milyarını konut, 8.4 milyarını taşıt kredileri, yaklaşık 130 milyarını ise diğer krediler oluşturuyor. 2002 sonundan bu yana tüketici kredileri içinde en hızlı artış yaklaşık 417 katla konut kredilerinde yaşandı.
Aynı dönemde bireysel kredi kartı borçları da yüzde 1.841 oranında (18.4 kat) artarak 4.3 milyar liradan 84.1 milyar liraya yükseldi. Böylece tüketici kredileri ile bireysel kredi kartı borçlarının toplamından oluşan hane halkı toplam borç yükü, AKP döneminde 52 kat büyüyerek 6.3 milyar liradan 333.6 milyar liraya ulaştı.
Oran’ın açıkladığı rakamlar şöyle:
"Hanelerin borç yükünde yüzde 12 bin 544’lük artış…
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının sonunda 2 milyar liranın altında bulunan toplam tüketici kredileri, aradan geçen sürede tam yüzde 12 bin 544 oranında (125 kat) artarak bu yılın Ocak sonu itibariyle 249.5 milyar liraya ulaştı. Tüketici kredilerinin 111 milyarını konut, 8.4 milyarını taşıt kredileri, yaklaşık 130 milyarını ise diğer krediler oluşturuyor. 2002 sonundan bu yana tüketici kredileri içinde en hızlı artış yaklaşık 417 katla konut kredilerinde yaşandı.
Aynı dönemde bireysel kredi kartı borçları da yüzde 1.841 oranında (18.4 kat) artarak 4.3 milyar liradan 84.1 milyar liraya yükseldi. Böylece tüketici kredileri ile bireysel kredi kartı borçlarının toplamından oluşan hane halkı toplam borç yükü, AKP döneminde 52 kat büyüyerek 6.3 milyar liradan 333.6 milyar liraya ulaştı.
Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borç bakiyesi (Milyon TL)
TÜKETİCİ KREDİLERİ | KREDİ KARTI | TOPLAM | ||||
Konut | Taşıt | Diğer | TOPLAM | |||
2002 | 266 | 472 | 1.235 | 1.973 | 4.335 | 6.308 |
2003 | 506 | 1.655 | 3.169 | 5.331 | 7.030 | 12.361 |
2004 | 2.631 | 4.194 | 5.906 | 12.731 | 13.717 | 26.448 |
2005 | 13.035 | 6.352 | 10.212 | 29.599 | 17.227 | 46.826 |
2006 | 23.388 | 6.662 | 17.470 | 47.520 | 21.466 | 68.986 |
2007 | 32.441 | 6.123 | 29.064 | 67.628 | 26.352 | 93.980 |
2008 | 39.278 | 5.530 | 38.411 | 83.219 | 33.419 | 116.638 |
2009 | 44.896 | 4.421 | 44.002 | 93.319 | 36.465 | 129.784 |
2010 | 60.817 | 5.671 | 62.593 | 129.081 | 43.652 | 172.733 |
2011 | 74.588 | 7.365 | 86.476 | 168.429 | 54.999 | 223.428 |
2012 | 85.959 | 8.007 | 100.068 | 194.034 | 70.435 | 264.469 |
2013 | 109.899 | 8.531 | 129.304 | 247.734 | 83.806 | 331.540 |
2014 (Ocak) | 111.131 | 8.374 | 129.958 | 249.463 | 84.149 | 333.611 |
Kaynak: BDDK
AKP ile birlikte kredi kartı sayısı patladı
Türkiye’de 1970’li yıllardan itibaren kullanılmaya, daha çok 1980’lerde yaygınlaşmaya başlayan kredi kartlarının sayısı 2000’li yıllarda katlanarak büyüdü. 1997 yılında 5 milyonun altında bulunan, 2001 sonunda 14 milyona yaklaşan kredi kartı sayısında, asıl patlama AKP döneminde yaşandı. Ocak 2014 itibariyle 57 milyon adede yaklaşan kredi kartı sayısı 2002 sonundan bu yana yüzde 261 oranında artış gösterdi. Bu dönemde vatandaşın cebine net 41 milyon adet yeni kredi kartı konuldu.
Toplam kredi kartı borç bakiyesi 100 milyara gidiyor
Bireysel ve kurumsal tüm kredi kartlarındaki toplam borç bakiyesi 2002-2013 döneminde 21 kat büyüyerek 94.9 milyar liraya ulaştı. 2002 sonunda sadece 4.3 milyar lira olan bireysel kredi kartı sahiplerinin borç yükü, 2013 sonunda 83.8 milyar liraya yükselirken; 2004 sonundan itibaren kayıtlara giren kurumsal kredi kartı sahiplerine ait borç yükü de aynı tarih itibariyle 11.1 milyar lira oldu. 2002 sonuna göre bireysel kredi kartlarındaki borç bakiyesi yaklaşık 18 kat, kurumsal kredi kartlarındaki toplam borç yükü ise 54 kat artış gösterdi.
Kredi kartı borç bakiyesi (Milyar TL)
Bireysel | Kurumsal | Toplam | |
2002 | 4.335 | - | 4.335 |
2003 | 7.030 | - | 7.030 |
2004 | 12.717 | 203 | 12.920 |
2005 | 17.227 | 313 | 17.540 |
2006 | 21.466 | 476 | 21.942 |
2007 | 26.301 | 648 | 26.949 |
2008 | 33.419 | 811 | 34.230 |
2009 | 36.464 | 1.014 | 37.478 |
2010 | 43.582 | 1.609 | 45.191 |
2011 | 54.987 | 2.954 | 57.941 |
2012 | 70.435 | 5.701 | 76.136 |
2013 | 83.806 | 11.136 | 94.942 |
3 milyon kişi “kara liste”de…
Farklı aylarda borcunu ödeyemediği için kara listeye alınanlarla ilgili mükerrerlik giderildikten sonra; başka deyişle bir kişinin yıl içinde bir kez sayılması durumunda tüketici kredisi borcunu ödemeyenlerin 2009 sonunda 169 bin 590 olan sayısı, 2013 sonunda 1 milyon 215 bin 308’e ulaştı. Kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı da 272 bin 18’den 1 milyon 738 bin 794’e yükseldi. Böylece “kara listede” yer alanların toplam sayısı 441 bin 608’den 2 milyon 954 bin 102’ye yükselerek 7’ye katlandı.
Ailelerin gelir artışı yavaşlarken borç artışı hızlandı…
2013’ün tümünde hane halkı harcanabilir gelirinin yüzde 9.7, yükümlülüklerinin ise yüzde 24.1 arttığı tahmin ediliyor. Buna göre hane halkının borç artışı gelirdeki ile giderek arayı açıyor. Hane halkı yükümlülüklerinin harcanabilir gelirine oranı yüzde 40’a yaklaşıyor. Bu oran daha iki yıl önce yüzde 20’lerde bulunuyordu.
Bu arada hane halkının faiz ödemelerinin de yılın tümünde yüzde 21.7 artışla 36.5 milyar liraya ulaştığı tahmin ediliyor. Buna göre 2011’de yüzde 4.4 olan, geçen yıl yüzde 4.9’a çıkan faiz ödemelerin harcanabilir gelire oranı 2013’te yüzde 5.4’e ulaştı. Hane halkı yükümlülüklerindeki artışa karşılık hane halkı tasarruf oranı ise yüzde 7 dolayında bulunuyor ve düşmeye devam ediyor.
80 yıldaki dış borcu, 11 yılda üçe katladılar…
AKP döneminde Türkiye’nin dış borcu üçe katlandı. 2002 sonunda 129.6 milyar dolar olan toplam dış borç, en son Eylül 2013 durumunu yansıtan verilerde 373 milyar dolar olarak açıklandı. Yani ülke olarak 400 milyar dolar dolayında dış borcumuz bulunuyor. Başka deyişle AKP döneminde, Cumhuriyetin ilk 80 yılında oluşan stokun iki katı kadar net dış borçlanmaya gidildi. Yani 80 yılın sonundaki dış borç bakiyesi, 11 yılda üçe katlandı. 373 milyar dolarlık dış borcun 111.7 milyar doları kamunun, 5.6 milyar doları Merkez Bankası’nın, 255.3 milyar doları ise özel sektörün…
Dış borcun büyük bölümünün özel sektöre ait olması dolayısıyla AKP sorumluluktan kaçamaz. Çünkü özel sektörün borcu da ülkenin borcudur. Ayrıca AKP işbaşına geldiğinde kamu finansmanını dış borç yerine ağırlıkla iç borçla döndürmeyi benimserken, kur garantisi vererek özel sektörü dışarıdan borçlanmaya teşvik etti.
Şimdi küresel likidite kısılırken, yıllardır AKP’ye güvenip fütursuzca borçlanmış olan bankalar ve reel sektör, yükselen kurlar nedeniyle ciddi risk altında. Bunun da en büyük sorumlusu yine AKP hükümettir. Fed’in parasal sıkılaştırma kararları ile dövizde rekor artış yaşanırken, Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde 163 milyar dolar dış borç ödemesi gerekiyor. Bunun da 87 milyar dolarının bankalar ve diğer finans kuruluşlarınca, 51.7 milyar dolarının da reel sektör kuruluşlarınca yapılması gerekiyor."
Odatv.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








