türkiyem haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiyem haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Boğazdaki yalıyı araplar kaptı!

Emir demiri kesti!

İki hafta önce Türkiye’yi ziyaret eden Katar Emiri Şeyh Temim, Cumhurbaşkanı ile görüşürken, Kraliçe İstanbul’da Erbilgin Yalısı’nı beğendi. Emir yalıyı eşine hediye etti.

Yalı 100 milyon euroluk rekor fiyatla satıldı. Tapu kayıtlarında yalının Katarlı işadamı Abdulhadi Mana Al-Hajri’ye satıldığı bilgisi yer aldı ancak yalının gizli sahibi olduğu ortaya çıktı: Sheikha Anoud bint Mana al-Hajri... Yani, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed el Sani’nin ikinci karısı olan Katar Kraliçesi Anoud.

BABASI ADINA KAYITLI
Vatan Gazetesi'nden Meltem Kara'nın haberine göre 25 Mart tarihli el değiştirme işlemine göre, tapu kayıtlarında yalının yeni sahibi olarak ‘Dardanelles Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi’ gözüküyor. Londra merkezli bu şirket, İstanbul’da Mart 2014’te Katarlı işadamı Abdulhadi Mana Al-Hajri tarafından kuruluyor. Katarlı işadamı Al-Hajri, bir dönem Katar’ın Ürdün Büyükelçiğini de yapmıştı.

Yalının gizli sahibini ortaya çıkaran detay Al Hajri’nin kızının Katar Emiri Şeyh Temim’in ikinci karısı olması. Katar Emiri ve ailesinin isminin öne çıkmaması ve Kraliçe Anoud’un babasının halihazırda Türkiye’de mevcut bir şirketi bulunduğu için satın alma Dardanelles Gayrimenkül üzerinden yapıldı.


ARACILAR YALIYI GÖSTERDİ
Katar Emiri Şeyh Temim, 12 Mart tarihinde Türkiye’ye ziyarette bulunmuştu. Katar Emiri, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp, çalışma ziyareti yaparken ailesi İstanbul’u gezdi. Bu ziyaret esnasında Katar Kraliçesi Anoud’a Erbilgin Yalısı da gösterildi. Yalıyı beğenen Kraliçe Anoud, satın alınmasını istedi ve Katar Emiri de hediye etti.


FOTOĞRAFLARLA DEV YALI
İKİNCİ EŞ 25 YAŞINDA
- Şeyh Temim ile yalının tapuda sahibi olan Al-Hajri’in kızı Anoud, 3 Mart 2009’da evlendi.

- Şeyh Temim’in ikinci karısı olan Kraliçe Anoud’dan Nayla, Abdullah ve Rodha adında 3 çocuğu var.

- 1990 doğumlu olan Kraliçe Anoud, 25 yaşında...

Çocuk gelinle evlenen damada 15 yıl hapis.

ADANA'da, birbirlerinin ağabeyleriyle 'berdel' yöntemiyle yöresel geleneklere göre düğün yapılarak nikah kıyılmadan evlendirilen çocuk gelinlerden S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlenince Cumhuriyet Savcısı 25 yaşındaki Fikret D. hakkında 'nitelikli cinsel istismar' suçundan 15 yıl hapis cezası istedi.

Olay, 17 yaşındaki M.K. ile evlendirilen 15 yaşındaki Y.D. ve Fikret D. ile evlendirilen 15 yaşındaki S.K.'nın, geçen 15 Şubat'ta polise başvurmalarıyla ortaya çıktı. Merkez Yüreğir İlçesi'ne bağlı Dedekorkut Mahallesi'nde oturan ve eşinden ayrı yaşayan 48 yaşındaki T.K., kızı S.K.'yı akrabalarının oğlu Fikret D. ile yöresel törenle evlendirdi. Ardından damat Fikret D.'nin kız kardeşi Y.D., küçük gelin S.K.'nın ağabeyi M.K. ile aynı şekilde evlendirildi. Kayınvalideler arasında anlaşmazlık çıkınca, yaşı küçük gelinler birlikte polise giderek, "Bizi birbirimizin ağabeyleriyle zorla evlendirdiler" diyerek aileleri hakkında şikayette bulundu. Küçük gelinler devlet korumasına alındı.

'RIZASI İLE' SAVUNMASI

S.K.'nın evlendirilmesi ilgili Adana 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada sanıklar haklarındaki suçlamayı kabul etmedi. Damadın babası Ş.D., "S.K. benim yeğenimdir. Babası evi terk ettiği için bu yaşa kadar kendisine ben baktım. Oğlumla yeğenim aynı evde büyüdüler. Birbirlerini sevdiklerini ve evlenmek istediklerini söylediler. Aksi halde kaçacaklarını da söylediler. Biz de evlenmelerine rıza gösterdik" diye savunma yaptı.
Damat Fikret D. de, S.K. ile uzun süre arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerini severek evlenmeye karar verip durumu ailelerine bildirdiklerini, S.K.'nın rızasıyla birlikte olduklarını ve bu sürede kendisine kötü bir muamelesinin olmadığını savundu. Küçük gelin S.K. da ifadesinde, "Ben önce istemedim. Israr edilince kafam karıştı ve kabul ettim. Benden uzak dursunlar. Artık evlilik istemiyorum" diyerek şikayetçi olmadığını söyledi.

15 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇIKTI

Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda çocuk gelin S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlendi. Bu gelişme üzerine Cumhuriyet Savcısı, sanıklar hakkında esasa ilişkin mütalaasını verdi. S.K.'nın annesi Türkan K.'nın vefat etmesi nedeniyle hakkındaki suçlamalar düşerken, sanık Fikret D. hakkında 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan 15 yıla kadar, Fikret D.'nin annesi S.D. ve babası Ş.D. hakkında ise yardım suçundan 8 yıla kadar ceza istendi. Sanık ve avukatı esasa ilişkin ve Adli Tıp Kurumu raporuna savunma yapmak üzere süre talep edince mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.
Diğer küçük gelin Y.D.'nin evlendirilmesiyle ilgili de 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava devam ediyor.

Dağdan ot toplayana 35 bin TL ceza.

Artvin'de koruma altındaki otları toplayan iki Alman turiste 35'er bin lira ceza kesildi.

Muş lalesi gibi Türkiye'ye özgü yetişen endemik bitkileri kökünden kopartana cezalar arttı. Bu bitkilerin genetik kaynaklarını yasal olmayan yollarla elde etmek için Rusya, İsrail, Japonya, Almanya, İsveç, Belçika gibi ülkelerden Türkiye'ye bilim insanlarının geldiği ve bitkileri kaçırmak istediği belirtildi.

Artvin'in Ardanuç ilçesinde de Alman uyruklu 2 kişinin kaçak yollardan bitki topladığı Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından tespit edildi. Yakalanan 2 Alman'a Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nca her bir kişi için 35 bin TL idari para cezası kesildi.

Orman Bakanlığı yetkilileri, cezaların Türk vatandaşları için de geçerli olduğunu açıkladı. 2012- 2014 yılları arasında toplamda 13 yabancı uyruklu vatandaşa kesilen toplam ceza 455 bin TL oldu.


Tayyip Erdoğan her zaman ki gibi.

Her zamanki gibi kin ve nefret tohumları ekiyor

Tayyip, olaylarda ölen masum vatandaşlar için rahmet okuyacağına milleti kışkırtıyor, bölüyor, polise gaz veriyor…
İşte dünkü sözleri:


- Neymiş… Berkin Elvan’ı anacaklarmış.
- Her ölüm hadisesinde bir anma mı olacak.
- Ölmüştür geçmiştir.
- Kıran, döken karşısında polis nasıl sabrediyor anlamıyorum.
- Soma’yı bahane edip, vuran kıran, her fırsatta polise saldıranlar karşısında
elbette susmayacağız.

Erdoğan, 2 kişinin polis şiddetiyle öldüğü gün, bu açıklamayı yaptı Toplumdaki kutuplaşmayı derinleştiren Erdoğan, büyük tepki çekti
Baş­ba­kan Tayyip Er­do­ğan, yan­gı­na kö­rük­le gi­di­yor… Yü­re­ği ya­nan ai­le­le­rin acı­sı­na acı ka­tı­yor. An­ka­ra­’da­ki Ge­niş­le­til­miş İl Baş­kan­la­rı top­lan­tı­sın­da ko­nu­şan Baş­ba­ka­n’­ın he­de­fin­de, Ge­zi­’de po­li­sin gaz kap­sü­lüy­le ölen Ber­kin El­van (15) var­dı. Da­ha ön­ce mi­ting­de Ber­ki­n’­in an­ne­si­ni yu­ha­la­tan Er­do­ğan, bu kez kü­çük ço­cuk için “Öl­müş­tür, geç­miş­ti­r” de­di. Ok­mey­da­nı­’n­da 2 ki­şi­nin ha­ya­tı­nı kay­bet­ti­ği gün ya­pı­lan bu açık­la­ma tep­ki çek­ti. İş­te Er­do­ğa­n’­ın o ibretlik söz­le­ri:

“Öl­müş­tür, geç­miş­tir!”
İş­çi ar­ka­daş­la­rı­mız ‘Ne za­man işi­mi­ze ge­ri dö­ne­ce­ğiz?’ di­yor. ‘Bü­tün ön­lem­le­ri­mi­zi ala­lım son­ra işi­ni­ze baş­la­ya­cak­sı­nız’ de­dim. Maden kazalarını sıfırlamak mümkün değil.
301 şe­hi­di­mi­zin acı­sı ta­zey­ken sus­tuk. Ama kim­se ku­su­ra bak­ma­sın. So­ma­’yı ba­ha­ne edip kı­ran, dö­ken kar­şı­sın­da yi­ne sus­ma­ya­ca­ğız.
Ney­miş Ber­kin El­va­n’­ı an­mak için tö­ren­ler dü­zen­le­ye­cek­ler­miş. Her ölüm ha­di­se­sin­de bir tö­ren mi dü­zen­le­ye­ce­ğiz. Öl­müş­tür geç­miş­tir.
Bü­tün bu araç­la­rın üze­ri­ne bu te­rö­rist­ler cam­la­rı kır­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar. Po­lis eli ko­lu bağ­lı mı ka­la­cak, bir şey yap­ma­ya­cak mı? Na­sıl sab­re­di­yor­lar an­la­ya­mı­yo­rum.
El­le­rin­de akıl­lı te­le­fon­la­rıy­la ah­kam ke­ser­ler, ya­lan söy­ler­ler.
twit­te­r’­da at­tık­la­rı twe­et gün­dem lis­te­si­ne gir­mi­yor­sa bun­lar için hiç­bir ko­nu önem­li de­ğil­dir. Bun­lar ken­di­le­ri 140 ka­rak­ter ya­zın­ca dün­ya­yı kur­ta­ran adam zan­ne­der­ler.
Bun­lar lüks ka­fe­ler­de otu­rur­lar, de­niz gö­ren ya­lı­la­rın­da Bo­ğa­z’­a na­zır vil­la­la­rın­da otu­rur­lar.

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.


Hayaldi gerçek oldu!

Yol güvenliği kimden sorulur!


Fotoda görüldüğü gibi yol güvenliği artık pkk'dan sorulur olmuş!

Napolyon musun,patron mu belli değil!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uygulamaları ile ilgili yaptırdığı, Soma faciasından hemen önce tamamlanan anket çalışması, iş kazalarının süpriz olmadığını ortaya koydu.


YÜZDE 79'U 'EVET' DEDİ

İşverenler, kanundaki güvenlik önlemlerinin alınmamasının en önemli nedenini “maliyet” olarak açıklarken, ankette, katılımcılara yöneltilen en çarpıcı sorulardan biri, “İş kazalarının yüzde 98, meslek hastalıklarının yüzde 100 engellenebilir olduğunu biliyor musunuz” sorusu oldu. Katılımcıların yüzde 79,2’si bu soruya, “evet” yanıtını verdi. Verilen diğer yanıtlar, 2012’de yürürlüğe giren kanunun geçen 2 yılda uygulanamadığını ortaya koydu.

22 KAMU, 9 ÖZEL ŞİRKET KATILDI

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve bu ayın başında tamamlanan ankette, 2012’de yürürlüğe giren kanunun uygulanması ile ilgili sorunlar tespit edildi. Ankete; TOBB, Orman Bakanlığı, TESK, çevre bakanlığı, TİM, Sağlık Bakanlığı, TÜSİAD, TİSK, Türk-İş, TZOB, KOSGEB, İş Kur gibi kurum ve kuruluşlar katılırken, bu kurum ve kuruluşlardan toplam 1056 kişiye yöneltilen soruların yanıtları değerlendirmeye alındı. Ankete 22 kamu, 9 özel sektör kurum ve kuruluşu katıldı.

EN BÜYÜK GEREKÇE MALİYET

Katılımcıların yüzde 50’si işyerlerinde kanunun olumlu etkisini gördüklerini belirtirken, yüzde 50’si hiçbir değişiklik olmadığını bildirdi. Yüzde 25’i ise kanunun olumsuz etkisini hissettiklerini bildirdi. Katılımcılardan yüzde 10’u kanunun, “uygulanamaz” olduğunu kaydederken, yüzde 55’i kısmen uygulanabileceğini bildirdi. Bu görüşe en önemli neden olarak, “maliyetlerin yükselmesini” gösterildi. Ankete katılanların yüzde 40’ı “maliyet”, yüzde 22’si “uzman eksikliği”, yüzde 17’si “geçiş süresinin yetersizliği”, yüzde 27’si “bilgi yetersizliği”ni ilk sırada gösterdi.

"BİLİYORUM AMA YAPMADIM"

Şirketlerin yüzde 45’i işyeri hekiminin olmadığını, yüzde 35’i güvenlik uzmanının bulunmadığını, yüzde 52’si destek elemanı görevlendirmediğini, yüzde 56’sı iş sağlığı güvenlik birimi kurulmadığını bildirdi. Yüzde 65’i ise, “ramak kala raporu” adlı acil durum raporunun hiç hazırlanmadığını ifade etti. Buna karşılık yüzde 85’i yasal zorunluluklarını da bildiğini kaydetti.

ÇALIŞANLARIN GÖRÜŞLERİ ALINMIYOR

Katılımcıların yüzde 72’si çalışanların eğitim, yüzde 72’si sağlık gözetimi, yüzde 69’u çalışma koşullarının iyileştirilmesi taleplerinin olmadığını savunurken, yüzde 75’i iş güvenliği konusunda çalışanların görüşlerinin alınmadığını bildirdi. Katılımcıların yüzde 60’ı, taşeronların yasal yükümlülüklerini bilmediğini kaydederken, yüzde 50’si kaza önleme politikası olmadığını bildirdi.

YÜZDE 98 ÖNLENEBİLİR

Katılımcılara yöneltilen en çarpıcı sorulardan biri, “İş kazalarının yüzde 98, meslek hastalıklarının yüzde 100 engellenebilir olduğunu biliyor musunuz” sorusu oldu. Katılımcıların yüzde 79,2’si bu soruya “evet” yanıtını verdi.

İmam osursa daha iyi...

Yozgat'ta cuma namazında imam, "Beni şikayet eden erkekse ayağa kalksın" dedikten sonra yaşlı adamı tekme tokat dövdü.

Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Boğazcumafakılı köyünde M.T. isimli imam, cuma namazında, "Beni şikayet eden erkekse ayağa kalksın" dedikten sonra cemaatten 77 yaşındaki yaşlı adamı tekme Tokat döverek hastanelik etti.

TEKME Tokat DÖVDÜ

Edinilen bilgiye göre; Boğazcumafakılı köyü imamı M.T., cuma namazı öncesi hutbede, “Vakit namazlarına zamanında gelmediğim için beni şikayet ediyorlarmış. Kimse erkekse ayağa kalksın” dedi. Daha sonra hutbede cübbesini çıkararak aşağı inen M.T., 77 yaşındaki Sabri Yiğit’i tekme Tokat dövmeye başladı. Araya giren vatandaşlar, yaralanan Sabri Yiğit’i Sorgun Devlet Hastanesi’ne kaldırırken, cemaat cuma namazını kılmadan camiden ayrıldı.

"BURASI CAMİ MEYDAN YERİ DEĞİL"

Yaralanan Sabri Yiğit, "İmam hutbedeydi. 'Beni şikayet ediyorlarmış' dedi. Bana bakarak konuştu. Ben de, 'Seni ben şikayet etmedim' dedim. Bana, 'Erkeksen dışarıya çık' dedi. Ben de, 'Burası cami, meydan yeri değil' dedim. Bu sırada üzerindeki cübbeyi çıkarıp hutbeden inerek beni tekme Tokat dövmeye başladı. Elim yüzüm kanlar içinde. Dişlerim kırıldı” dedi.

"CÜBBESİNİ ÇIKARIP DÖVDÜ"

Cemaatten Ekrem Kılıç ise, "Hoca hutbedeyken, 'Beni şikayet etmişler' dedi. Vakit namazlarına gelmediği için şikayet etmişler. Bunun üzerine hutbeden inerek 77 yaşındaki Sabri Yiğit’e saldırdı. Adamı tekme Tokat dövmeye başladı. Üzerindeki cübbeyi dahi çıkarmış. Aşağı iner inmez hemen tekme vurdu” dedi.

"BABAMI ÖYLE GÖRÜNCE ÇOK ŞAŞIRDIM"

Sabri Yiğit’in oğlu Osman Yiğit ise, babasını kanlar içinde görünce çok şaşırdığını belirterek "Babamı kanlar içinde görünce şok geçirdim. Cami imamı bunu nasıl yapar? Allah’ın evinde böyle bir olayın yaşanması hiç doğru değil." şeklinde konuştu.

Simitci'nin sağlığı Başbakan'a emanet!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün cuma namazını Beştepe’de bulunan Hisarcıklıoğlu Camii’nde kıldı. Cami çıkışında İlhan Sevindi isimli simitçinin yanına giden Erdoğan, simitçinin gömleğinin cebindeki sigara paketini alarak, "Sigarayı bırakmazsan simitlerini almam" dedi.

BÜTÜN SİMİTLERİ ALDI

Simitçi sigarayı bırakma sözü verince Erdoğan, bütün simitleri satın alarak vatandaşlara dağıttı.

CUMA NAMAZI ÖNCESİ SERT AÇIKLAMALAR

Başbakan Tayyip Erdoğan, cuma namazı öncesi Okmeydanı’nda yapılan, iki vatandaşın ölümüyle sonuçlanan, Soma maden faciasını ve Berkin Elvan’ı anma törenlerine karşı sert bir konuşma yaptı.

"HER ÖLÜMDE BİR TÖREN Mİ DÜZENLEYECEĞİZ"

Erdoğan, Okmeydanı’nda iki insanın ölümüyle sonuçlanan olaylarla ilgili şöyle konuştu:
"Berkin Elvan’ı anmak için okulda törenler düzenleyeceklermiş. Şu hale bak. Biz bu ülkede, kusura bakmayın, her ölüm hadisesinde bir tören mi düzenleyeceğiz. O zaman bütün işleri bırakalım, törenlere bakalım. Ölmüştür, geçmiştir. Ama Kılıçdaroğlu‘na göre tabii ekmek almaya giderken ölen birisi, gencimiz veya çocuğumuz. Kimi aldatıyorsun, gerçek ortada, ama o evladı, o yavruyu aldatanlar da ortada. Şimdi dün ölüm yıldönümüymüş. Ne yaptılar, orayı adeta terörize ettiler. Aracın içinde polislerimiz yanmaya başladı, kendilerini dışarı zor attılar. Bunlara karşı polis eli kolu bağlı mı duracak, bir şey yapmayacak mı? Nasıl sabrediyorlar ben bunlara anlamıyorum."

Belediyeden küfürbaz takipciye ayar.

Yozgat Belediyesi, Sıla Başkurt isimli bir üniversite öğrencisinin "Yozgat nere a*k" şeklindeki küfürlü sözlerine cevap verdi, internet efsaneleri arasına girdi.

Yozgat Belediyesi'nin sosyal medya hesabı "Estonya, Letonya, Fransa, İtalya ve Litvanya'dan 25 genç, gençlik değişimleri projesi kapsamında Yozgat'a geldiler." şeklinde bir tweet attı.

SOSYAL MEDYAYI SALLAYAN AYAR
Hukuk öğrencisi olduğu öğrenilen Sıla Başkurt isimli Twitter kullanıcısı belediyeye "Yozgat nere a*k" şeklinde küfürlü bir ifadeyle karşılık verdi. Belediye ise "Koordinat veriyoruz: 39°49′K 34°48′D" cevabıyla sosyal medyayı salladı.

Sosyal medyadaki bazı yorumlar;
"AİLECEK GÖĞSÜMÜZ KABARDI"
Korhan Furkan Şişman ‏@KorhanFurkan May 20 @yozgatbld @silabaskurt En soldaki arkadastaki ozguvenden istiyorum ya :)
Gok. ‏@mithridates2 23h .@yozgatbld @silabaskurt Sanırım Kadıköy belediyesi sosyal medya uzmanını Yozgat belediyesi transfer etmiş
Dorothy ‏@Cerendegil May 20 @yozgatbld Ailecek gogsumuz kabardi be kardsm
Kasım ‏@atavratpusat May 20 Yozgat Belediyesi kızın üstüne rögar kapağı döşemiş. @yozgatbld
"BELEDİYE ÇALIŞIYOR"
Burcu Timocin ‏@burcutimocin May 20 Günün ayarı Yozgat'tan geldi..:):) “@yozgatbld: Koordinat veriyoruz: 39°49′K 34°48′D @silabaskurt”
Hüseyin Tarık Aydın ‏@huseyintarik 23h Efsane kapağından sonra @yozgatbld 'i takibe aldım.
m a h i r ‏@kutaymahir 23h Koordinatlar sağlam olmuş, tebrikler Yozgat :) @yozgatbld @tnt367 @silabaskurt
Mehmet Başkan ‏@mehmetbaskan 21h @yozgatbld @silabaskurt Belediye çalışıyor.
"NE YAPTIN HEMŞERİM"
ömer şahin ‏@omer_sahinn 21h NE YAPTIN HEMŞERIM :) "@yozgatbld: Koordinat veriyoruz: 39°49′K 34°48′D @silabaskurt”
User Actions Follow onur kayurtar ‏@kayurtare Yozgat gözümde artık çok farklı bir yer.
TUHAF AMA GERÇEK TAG ‏@TuhafAmaGercek 14h Twitter'da Yozgat Belediyesi ile münakaşa edilmez (Örnekli anlatım)
Veysel. ‏@babakoooo 1m Sonra döndüm dedimki ; iyiki Yozgat'lıyım




17 yaşındaki kıza aile boyu tecavüz etmişler.

DİYARBAKIR’DA köyde ailesiyle yaşarken farklı zamanlarda 4 kuzeninin tecavüzüne uğradığını iddia eden olay tarihinde 17 yaşında olan Z.K., savcılığa şikayette bulundu. 

Diyarbakır’ın bir köyünde ailesiyle birlikte yaşarken farklı zamanlarda 4 kuzeninin tecavüzüne uğradığını iddia eden Z.K., 2011 yılında Savcılığa başvurarak şikayetçi oldu. İfadesinde 2009 ve 2010 yıllarında 4 kuzeninin kendisine tecavüz ettiğini ve bir erkek bebek dünyaya getirdiğini söyleyen Z.K., "Koyun otlatırken amcamın oğlu K.K. üstüme saldırarak tecavüz etti. Engel olmaya çalıştım, bağırdım, ama kimse duymadı. Daha sonra ailemle birlikte İstanbul’a gittik.

 K.K. İstanbul’a gelerek bir kez daha bana tecavüz etti. Olaydan sonra tekrar köyümüze döndük. K.K., tacavüz olayını halamın oğlu A.G.’ye anlatmış. Halamın hasta olduğu bir gün evlerine ziyarete gittiğimde bu kez A.G., üzerime saldırarak, tecavüz etti. Bir süre sonra teyzemin oğlu M.K.’da evde yalnızken bana tecavüz etti. Bundan 1 yıl sonra ağabeyimin bahçesindeyken teyzemin diğer oğlu S.K., elimden tutarak zorla bir eve götürdü. Burada bana tecavüz etti" dedi.

TECAVÜZ HATAY’DA DEVAM ETTİ
Son olayın ardından ailesiyle birlikte portakal toplama işinde çalışmak için Hatay’a gittiklerini belirten mağdur Z.K., "S.K.’nın ailesi de Hatay’a geldi. S.K. evde yalnız olduğum bir gün yine bana tecavüz etti. Bundan 4 ay sonra M.K., yine bizim eve gelerek saldırıp tecavüz etti. Sonra rahatsızlanıp doktora gittim. Doktor hamile olduğumu söyledi. Karnım iyice büyüyünce babam beni Diyarbakır’da gönderdi. Doğuma kısa bir süre kala S.K.’nın bana tecavüz ettiğini teyzeme anlattım. Beni S.K.’nın yaşadığı yere götürdüler. Burada çocuğumu doğurdum. Diğer kuzenlerimin de tecavüz ettiğini teyzeme anlattım. Çocuğum 8 aylık oldu, ancak halen nüfusa kayıtlı değil. Çocuğun babasının S.K. veya M.K. olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.

TECAVÜZCÜSÜ İLE EVLENDİRİLDİ, SONRA BOŞANDI
Tecavüze uğradığını teyzesine anlattıktan sonra olayın duyulduğunu ve dosyada yargılanan S.K. ile evlendirildiğini belirten mağdur Z.K., "Daha sonra S.K.’nın ailesinin evinde yaşamaya başladım. Tecavüz olaylarını reddetmediğim için S.K.’nın ailesiyle sorun yaşamaya başladık. S.K. ceza almamak için bana nikah kıymıştı. 4 yıl şüphelinin ailesiyle birlikte yaşadım. Ailesi bana çok eziyet etti. Bu nedenle Diyarbakır’da bulunan ailemin yanına döndüm ve eşimle anlaşmalı olarak boşandım" dedi.

ÇOCUĞUN BABASI S.K. ÇIKTI
Z.K.’nin ifadesinin ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında doğan ve şu anda 4 yaşında olduğu öğrenilen erkek çocuğun DNA’sı, şüphelilerin DNA’ları ile karşılaştırıldı. Karşılaştırma sonucunda bebeğin babasının S.K. olduğu tespit edildi. Bunun üzerine ’Suça Sürüklenen Çocuk’ olarak tanımlanan ve olay tarihinde 17 yaşında olan S.K. hakkında ’Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ iddiasıyla 22.5 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Mağdurun ifadesinde ismi geçen diğer 3 kuzeni hakkında ise ’Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan yargılamaya yer olmadığına dair ek karar verildiği belirtildi.

İddianamenin Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından, S.K.’nın yargılanmasına tutuksuz olarak başlandı. Kapalı olarak yapılan yargılamada mağdur Z.K.’nın ifadesi alındı. Duruşma mağdurun beden ve ruh sağlığına ilişkin raporunun alınması için ertelendi.

Okul arkadaşı liseli kızla mağarada ilişkiye girdi.

Antalya'da lise öğrencisi E.D.M. ile cinsel ilişkiye giren sınıf arkadaşı A.A. ile bu ilişkiyi gizlice kaydedip, kıza şantaj yaptıkları iddia edilen aynı okuldan 1’i kız 3 lise öğrencisi hakkında, dava açıldı.

Savcılık, A.A. hakkında 30 yıla, C.L. hakkında 10 yıla, E.E. için 6 yıla, T.B.E. için de 3 yıla kadar hapis cezası istedi. Davanın görülmesine önümüzdeki günlerde Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

KAMERAYA KAYDETTİ

Olay 23 Ağustos 2012 tarihinde meydana geldi. O tarihte 14 yaşında olan lise öğrencisi A.A., aynı yaştaki kız arkadaşı E.D.M.’yi, arkadaşı 15 yaşındaki C.L.’nin evine götürdü. İddiaya göre kız arkadaşına tuzak kuran A.A., C.L.’den cinsel ilişkiye girerken kendilerini görüntülemesini istedi. A.A., genç kızla C.L.’nin odasında ilişkiye girdi, C.L. ise kapı aralığından cep telefonuyla ilişkiyi kameraya kaydetti.

MAĞARADA İLİŞKİYE GİRDİ

A.A., bir süre sonra cinsel ilişki görüntüleriyle genç kıza şantaj yaptı. E.D.M.’den şantajla 180 TL, kaykay ve tenis raketi alan A.A., ayrıca görüntülerden kurtulması karşılığında kıza tekrar ilişki teklif etti. Görüntülerin yayılmasından korkan E.D.M., A.A. ile Atatürk Parkı’ndaki bir mağarada bir kez daha ilişkiye girdi.

BİR KİŞİ DAHA ÖĞRENDİ

Bu sırada ikilinin internette cinsel ilişkiye dair yazışmalarını ele geçiren E.D.M.’nin okul arkadaşı 14 yaşındaki E.E. adlı kız öğrenci ile görüntülerden haberdar olan aynı okuldaki 14 yaşındaki T.B.E. de bir süre sonra E.D.M.’ye şantaj yapmaya başladı.

E.D.M.’yi telefonla arayan E.E., 50 TL istedi ve parayı vermemesi halinde konuşmaları internette yayacağını söyledi. Para ve kaykay isteyen T.B.E. ise genç kızı görüntüleri internette yayınlamakla tehdit etti.

BİLEKLERİNİ KESTİ

Yaşadığı olaylardan ve her geçen gün artan şantajlardan bunalan E.D.M. ise bileklerini keserek intihara teşebbüs etti. Acil olarak hastaneye götürülen E.D.M., ailesinin desteğiyle gittiği psikoloğa başından geçenleri anlattı. Psikoloğunun desteğiyle olayları ailesine de anlatmasının ardından aile, kızlarına iğrenç tuzağı kurup şantaj yapan okul arkadaşlarından şikayetçi oldu.

Başlatılan soruşturma kapsamında kızla ilişkiye giren A.A. tutuklandı. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan incelemede, maruz kaldığı cinsel istismar nedeniyle E.D.M.’nin ruh sağlığının bozulduğu belirlendi.

30 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENDİ

Soruşturmayı kısa süre önce tamamlayan Cumhuriyet Savcısı Gündoğan Öztürk, 4 lise öğrencisi hakkında dava açtı. Savcılık, A.A. hakkında 'çocuğa nitelikli cinsel istismarda bulunmak', 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak' ve 'şantaj' suçlarından 30 yıla kadar hapis cezası istedi. Diğer sanık C.L. hakkında 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ ve ’özel hayatın gizliliğini ihlal etmek’ suçlarından 10 yıla kadar, E.E. için 'şantaj' ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal etmek' suçlarından 6 yıla kadar, T.B.E. için de 'şantaj' suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.

Davanın görülmesine önümüzdeki günlerde Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

Ali Rıza dede Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacak.

Yaklaşık 50 yıldan beri definecilik yapan 85 yaşındaki Ali Rıza Ayaz, kendisine istediği yerde kazı izni verilmesi halinde Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacağını iddia etti.

Yıllarca definecilik yapan Ali Rıza Ayaz, Elazığ'da Firavun'dan kalma hazinenin yerini bildiğini, Adıyaman'ın Çelikhan ilçesi Pınarbaşı beldesinde ise büyük bir hazinenin olduğunu iddia ediyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı'na kazıyla ilgili izin talebinde bulunduğunu ifade eden Ali Rıza Ayaz, 'Bana kazı izni verilmesi halinde ben Türkiye'nin tüm borçlarını karşılayacak bir hazine bulacağımı iddia ediyorum. Elimde harita ve aletler var. Avrupa ve dış ülkelerden bazı bilim adamlarıyla daha önceden yaptığım çalışmalar neticesinde hazinelerin yerini biliyorum.

 Devletin izin vermesi halinde çeşitli hükümdarların hazinelerine, yer altı saraylarına ulaşabilirim. Elazığ'da Firavun'un hazinesinin olduğu yeri biliyorum. Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesinde üç hükümdara ait hazinenin yerini biliyorum. Devlet görevlilerinin nezaretinde, kazı yapmak için izin istiyorum. Adıyaman Müze Müdürlüğü'ne Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesi için müracaatta bulundum' dedi.

Maganda Özge'yi 14.kat penceresinde vuracaktı.

TV8'de yayınlanan 'Özge ile Yeni Hayat' programının sunucusu Özge Uzun, yaşadığı büyük şoku canlı yayında anlattı.

Özge Uzun canlı yayında yaşadığı olayı, "Biz Beylikdüzü'nde bir sitede 14'üncü katta oturuyoruz. Pencereyi açtık. Baktık ki kurşun. Camın pervazını üst tarafını kırmış oraya saplanmış. O pervazla beraber cam aşağı kadar çatlamış. Eve polis çağırdık.

 Olay yeri inceleme gelip baktı " Bir kaç mm aşağıda olsa, kurşun içerde sekseydi Allah korusun.." dediler. Polisler mermi çekirdeğini inceleyecek, silahın daha önce bir kaydı varsa fail ortaya çıkacak" sözleriyle anlattı.



Tekmeci Yusuf'a rapor veren doktor kendini savundu.

Soma’da eylemciye tekme atan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’e 7 gün iş göremez raporu veren Dr. Şervan Gökhan, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) e-posta grubuna mesaj yolladı.

Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre “3 günden beri sahtekâr, diplomasının hakkını vermeyen, yüzsüz, soysuz, TV ekranlarında resmi çıkan ve 6 yaşındaki çocuğu tarafından ‘Baba sen sahteci misin’ diye çağrılan birisiyim” diyen Gökhan’ın mesajı özetle şöyle:

BAŞBAKANLIK HASTASI

- “Yazıya başlamadan Soma’da hayatını kaybeden tüm işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu durumlara söz konusu olan raporun verilme hikâyesini  paylaşmak istiyorum. 14 Mayıs 2014’te arandım ve hastaneye Başbakanlık’tan bir hastanın geleceği ve hastanede veya yakınlarda isem tarafımdan hastanın değerlendirilip değerlendirilemeyeceği soruldu. Ben de 5 dakikalık mesafede olduğumu ve hastaya bakabileceğimi ilettim. Hastaneye geldiğimde hasta o günün acil tıp uzmanı tarafından görülmüş, o esnada acilde bulunan ortopedi asistanı tarafından ve bizim asistanımız tarafından da değerlendirilmişti. Hastanın ne olduğunu sorduğumda arkadaşlarımdan yaşanan bir arbede sonrasında hastanın kliniğimize başvurduğunu öğrendim ancak olayın oluş biçimini sorma ihtiyacı bile hissetmedim.

- Hasta arkadaşlarımız tarafından grafi çekimine gönderilmişti. Hastayı grafi çekimindeyken gördüm ve grafi çekildikten sonra muayene ettim. Hastanın özellikle sağ alt ekstremitesinde hareketle ağrı ve hassasiyet mevcuttu. Aynı zamanda sağ dizde ve tibiada (ki bunu da rapora yazmayı unutmuşum) yumuşak doku şişliği vardı. Bu arada ben gelmeden önce hastayı muayene eden arkadaşlarımız hastanın muayene formunu zaten doldurmuştu ve muayene bulguları da benim fizik muayene bulgularım ile aynı idi. Hastayı odama aldım ve 5 veya 7 gün bacağına yük bindirmemesini, istirahat raporu yazabileceğimi ifade ettim ve yazdım. Bu arada hastanın hastanemize girişi benim adıma değildi, hastaya raporu ben yazdığım için girişi kendi adıma çevirttim.

- 3 gün öncesine kadar meslek hayatı boyunca toplumsal hiçbir olayda herhangi bir otoritenin yanında yer almamış olan, yaralanan göstericiye de, polise de, katile de, hırsıza da eşit mesafede durarak mesleğinin gereklerini yerine getiren bir acil tıp uzmanıyım. Nasıl çalıştığımı benim anlatmama gerek yok, merak eden daha önce çalıştığım yerlerden sorabilir.

MESLEKTAŞLARIM ÜZDÜ
Beni asıl üzen şarkıcı/ sanatçı vs. kişilerin attıkları tweet’ler veya mesajlar olmadı. Birçok meslektaşımın, tıp fakültesi öğrencilerinin dahi eşime, aileme, bana yaptığı hakaretler oldu.”

Polisler çıplak aradı;savcı ne güzel oruç tutmuşlar dedi!

Gezi Parkı olaylarına ilişkin yedisi yabancı 255 sanıklı davanın 7. duruşması yapıldı. İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan 55. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 23 tutuksuz sanık katıldı. Sanıklar, kimlik tespitinin ardından savunmalarını yaptı. 

'9-10 POLİS ÜSTÜME GELİP AĞIR ŞEKİLDE DARP ETTİLER' 

Duruşmada savunma yapan üniversite öğrencisi M. E., 2 Haziran 2013 gecesi Üsküdar'dan Beşiktaş 'a arkadaşını ziyaret etmek için geçtiğini belirterek, "Arkadaşıma giderken, daha önceden atılmış gaz bombasından etkilenip öğrencisi olduğum Bahçeşehir Üniversitesi kampüsüne sığındım. Beşiktaş Çarşı'ya girmek istedim, ancak Barbaros Bulvarı girişi polis tarafından tutulmuştu. Akaretler tarafına yürüdüm, ancak polis orayı da tutmuştu. Geri dönerken, dinlenmekte olan çevik kuvvet polisi bana laf attı. 'Evine git birader" dedi. Daha sonra ağır küfürler etti. 9-10 polis üstüme gelip ağır şekilde darp ettiler" dedi. 

'BEYİN SARSINTISI GEÇİRİYOR OLABİLİRDİM'

Polislerin kafasına kaskla vurduğunu iddia eden M.E., "Darpın etkisiyle kendimde değildim. Otobüse ters kelepçeli olarak bindirildim. Kafam kanıyordu. Gözaltına alınan diğer şahıslar kafamın kanamasını durdurmak için kafama tişört tuttular. Polisler bunu yapanlara da küfür etti. 2 saat tıbbi yardım yapılmadı. O sırada beyin sarsıntısı geçiriyor olabilirdim" diye konuştu. 

'ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ BIRAKILDIK'

Kabin memuru sanık H.T. da, 5 Haziran 2013 günü saat 20.00 civarında arkadaşının kendisi ve diğer arkadaşı A.K.'u Gümüşsuyu Caddesi'nin başında bıraktığını belirterek "Hiçbir olay yoktu. Gezi Parkı'nın oraya gittik. Birkaç saat oturduktan sonra, eve dönmek için taksiye binmek amacıyla indiğimiz yere geri döndük. Bir anda gaz bombaları atıldı. Mecburen herkesle birlikte İTÜ'nün merdivenlerine doğru kaçmaya başladık. A.K. ile birlikte birbirimize tutunup çöktük. Tam o sırada coplarla polisler ikimizi darp etti. 48 saatte yalnızca 1 kez yemek verildi. Çıplak aramaya maruz bırakıldık. Çırılçıplak soyup ıkınmamı istediler" diye konuştu. Kabin memuru sanık A. K. ise, "Bana sinkaflı küfürler edildi. Anadan doğma şekilde H. gibi aramam yapıldı. Suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu. 

'NE GÜZEL ORUÇ TUTMUŞLAR'

Suçlamaları kabul etmeyen tutuksuz sanık Y.T.'nin avukatı Melis Dalgıç da şunları söyledi: 

"Gözaltına alınanların bana anlattıkları ve gördüklerimle ilgili olarak, şahısların aç ve susuz bırakıldığını Baro'ya da, Cumhuriyet Savcılığı'na da bildirdim. Önlem alınması gerektiğini vurguladım. Hatta bu durumu, ismini hatırlayamadığım bir savcı ile görüştüğümde, ona sanıklar aç-susuz dediğimde, 'Ne güzel, oruç tutmuşlar' dedi."
'MADENCİLERİ SAYGIYLA AINYORUM"'

Evli ve 1 çocuk babası olan lise mezunu sanık Y.D. ise, savunmasına, "Soma'da para hırsına kurban edilen madencileri saygıyla anıyorum" diyerek başladı. 

"1 Haziran 2013 günü saat 12.30 sıralarında Galatasaray Lisesi önünde gözaltına alındım. Gözaltına alındıktan sonra 15 saat bir polis otobüsü içerisinde hapsedildik. Neredeyse nefes almamıza dahi müsaade edilmedi. Orada olmamın nedeni, hükümetin doğayı katleden uygulamalarına olan tepkimdir. Kanunsuz bir gösteriye katılmak gibi bir amacım da yoktu. Suçlamaları kabul etmiyorum." 

'SİZİN YÜZÜNÜZDEN 48 SAATTİR ÇALIŞIYORUZ, EVE GİDEMEDİK'

Yönetmen ve senarist sanık A.K. da, "Gözaltına alındıktan sonra çevik kuvvet otobüsüne bindirildiğimde, bir tane görevli koltuklara sopa ile vurarak, 'Sizin yüzünüzden 48 saattir çalışıyoruz, eve gidemedik' diye bağırdı. Telefon görüşmesi yaptırmadılar, yiyecek vermediler, tuvalete bir defa gitmeme izin verildi. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben Kültür Bakanlığı'na eser veren ve bu kapsamda çalışma yapan senaristim, aynı zamanda yapımcı ve yönetmenim. Kanun dışı faaliyet içerisinde olmam söz konusu değil, beraatime karar verilsin" diyerek kendini savundu. 

'İSTESEYDİM KAÇARDIM, YAKALAYAMAZLARDI' 

Polis tarafından darp edildiğini iddia eden Ragbi Milli Takım oyuncusu D.D da, "Akrep denilen araca sokuldum. İçeride benim gibi 5 şahıs daha vardı, bizi darp ettiler. Ardından başka bir araca bindirildim ve burada da darpa uğradım. Ancak herhangi bir müdahalem olmadı. İsteseydim kaçardım, yakalayamazlardı. Zira ben Milli Takım ragbi oyuncusuyum. Tüm bunlara rağmen darp edildim ve çok ağır hakaretlere maruz kaldım" dedi. 

'40 POLİS BANA TEKME ATARAK KÜFÜR ETTİ'

D.D., savunmasına şöyle devam etti: 

"İstanbul Emniye Müdürlüğü binası önünde araçtan indiğim sırada, yakalananlar kaçmasın diye otobüsün önünde yaklaşık 40 tane polis vardı. Ben bunların arasından geçerken, hepsi bana tekme atarak küfür ettiler. Benim dışımda araçtan inenlere de bu şekilde vurdular. Aralarında kızlar ve Erasmus bursu ile gelen yabancı öğrenciler de vardı. Ben bunların da dayak yediğini gördüm." 

'KOLUMDA ATATÜRK İMZASI VAR DİYE ANNEM VE BABAMA KÜFÜR EDİLDİ'

Sanık İ.Y. ise, "Mustafa Kemal Atatürk dövmelerimden dolayı polis bana laf attı. Ben de kendisine cevap verince, aramızda arbede çıktı. Başka bir polis aramıza girdi. Daha sonra bir arabaya sevk edilip 20 saat tutuldum. Nezaretteyken kemerimiz alındığından pantolonum düştü, bu yüzden de polisle aramda tartışma çıktı. Detaylı aramadan geçtim ve burada sinkaflı küfürlere maruz kaldım. Benim babam emekli astsubaydır. Kolumda Mustafa Kemal Atatürk imzası olan dövme var diye polis tarafından annem ve babama küfür edildi" dedi. 

Duruşma, diğer sanıkların savunmalarının alınması için yarın sabah saat 09.30'a ertelendi.

İhalelerde dev vergi ödemede minik!

İhalelerde büyük, vergide küçük
Devletten 8 yılda 70 milyar TL’lik maden alıp, İstanbul’a ikinci gökdeleni dikmeye hazırlanan Alp Gürkan’ın patronu olduğu Holding geçen yıl sadece 758 bin TL vergi ödemiş

Soma’da, “resmi rakamlara göre” 301 madencinin hayatına mal olan ocağı işleten Soma Holding’in, vergi konusunda da cimri davrandığı ortaya çıktı. 2012 yılında 300 milyon liralık ciro yapan, son sekiz yılda 70 milyar liralık kamudan iş alan Soma Holding, 2013 yılı için 758 bin liralık kurumlar vergisi beyanında bulundu.

 Holding, KDV konusunda ise alacaklı çıktı. Yani, yaklaşık 6 bin çalışanı bulunan holdingin ödediği vergi, şirkettin sattığı dairenin yarı parası bile etmiyor.

Soma Holding’in vergi karnesi şöyle:

EN BÜYÜK 2’nci MADEN ÜRETİCİSİ
Taraf'tan Hüseyin Özay'ın haberine göre: Türkiye’yi yasa boğan, Soma’daki maden ocağının işletmeci şirketi Soma Holding’in ödediği vergiler de tartışmalara yol açtı. Şirketin kendi verilerine göre, Soma Holding halen 6’sı maden, 1’i inşaat olmak üzere 7 şirketi bünyesinde barındırıyor. Holding, Ciner Grubu’nun ardından Türkiye’nin en büyük ikinci büyük maden üreticisi olarak biliniyor. Son yıllarda yapılan maden işletme ihalelerinin büyük bir bölümünü kazanan holdingin, şu anda işletmesini üstlendiği madenlerinin rezervinin 70 milyar lirayı geçtiği hesaplanıyor. Yani holding, Türkiye’nin önde gelen büyük şirketleri arasında yer alıyor.

ÖDEYECEĞİ VERGİ BELLİ OLDU
Soma vergi dairesine kayıtlı olan holding, kurumlar vergisi ve KDV beyannamesi veriyor. Holding, 2011’de 1.8 milyon liralık matrah beyan etti. Bunun karşılığında ise 364 bin liralık vergi tahahkuku oluştu. 2012’de ise 6.3 milyon liralık matraha karşılık 1.2 milyon liralık vergi tahakkuk etti. 2013 yılı kurumlar vergisi beyannameleri ise yeni verildi. Holdingin, geçen yıl için yaptığı beyanlar ise düştü. Buna göre, holding 3.7 milyon liralık matrah beyan ederken 758 bin 361 liralık bir vergi tahakkuku gerçekleşti.

DEVLETTEN ÜSTE PARA ALACAK
Geçen yılki vergisi sadece 758 bin TL olan Soma Holding ayrıca KDV konusunda da beyanda bulundu. Bu beyanlara göre, holding devletten alacaklı hale geldi. Yani ödediği KDV’lerin tutarı ödeyeceğinden daha fazla olduğu için bir KDV iadesi alacağı oluştu. Böylece, yaklaşık 6 bin çalışanı bulunan ve Türkiye’nin en büyük ikinci maden üreticisi konumunda olan holding, devlette çok düşük oranda bir kurumlar vergisi ödeyecek. KDV’ler konusunda ise holding devletten üstte para alıyor

Tekmeci müşavire raporu hangi doktor vermiş!

Yusuf Yerkel'in tekme attığı sağ bacağı incinmiş!
Soma'da yere düşen bir kişiye tekme atarken görüntülenen ve 7 günlük iş göremez raporu alan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in sağlık raporuna ulaşıldı.

Sağlık raporuna göre Yerkel, tekme attığı gün olan 14 Mayıs'ta saat 20.00'da sağ dizde şişlik ve ağrı şikayetiyle Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelerek, Doktor Servan Gökhan'a muayene oldu.

Yerkel, muayenede sağ dizindeki ağrı ve şişliğin düşme nedeniyle oluştuğunu söyledi. Sağ dizinin filmi çekildikten sonra Yerkel'e yedi gün iş göremezlik raporu verildi.
Yerkel'e şu tanı konuldu:

"Sağ dizde yaklaşık 10X10 cm ödem (sislik), ekimoz (kızarıklık) ve yumuşak doku şişliği, sol omuz ve göğüs ön yüzde ekimoz ve yumuşak doku şişliği mevcuttur. Extremite (kol ve bacak) hareketlerinde hassasiyet ve yürümede güçlük mevcut olup hastada yaygın yumuşak doku travmasi mevcuttur. Hastaya 7 gün iş göremezlik raporu verilmişti.

"Soma faciası sorumlularına ana avrat küfretmek istiyorum."

Soma'da 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği facianın ardından bölgeye gidenler arasında Tuba Ünsal ile Tuğçe Kazaz da vardı.

Tuba Ünsal ''Soma'ya vardığımızda ilçeye girişler kapalıydı. Bizden mi korkuyorlar? O kadar kızdım kı saatlerce susmadan küfür etmek istiyorum. Oradaki insanların imamdan çok psikoloğa ihtiyacı var'' dedi.




Soma Holding'e devletten resmen ihale yağmış

Uçan kuşa borçlu
Soma’da 301 madenciye mezar olan madenin işletmecisi Soma Holding, 1984’te kuruldu. İzmir ve Manisa çevresinde küçük çaplı madenler işletti. 2004 yılına kadar borç batağındaydı. Holdingin kaderi Türkiye

Kömür İşletmeleri’nden (TKİ) 2005’te alınan ilk ihale ile değişmeye başladı. Bu tarihten beri şirket devletten 60-70 milyar liralık ihale aldı. İhalelerden bazıları şöyle:
İhalesiz verildi
SOMA GEVENTEPE:
8 Eylül 2005’te TKİ ile sözleşme imzalayarak madenin işlemesini aldı. Yıllık 1 milyon ton kömür üretilmesi öngörüldü ve 2016’ya kadar yetki verildi.
MERKEZ OCAK:
TKİ, ihalesiz olarak Geventepe’nin yanındaki sahaları da şirkete vermeye başladı. 2012’de 6 milyon ton rezervi bulunan Merkez Ocağı şirkete verildi.
IŞIKLAR SAHASI:
Soma’daki Işıklar Sahası aynı dönemde Soma Holding’e ihalesiz tahsis edildi.
EYNEZ BÖLGESİ:
Facianın yaşandığı bu sahayı Ciner Grubu işletiyordu. 2009’da Soma Holding’e devretti.
Yürü ya kulum!..
ZONGULDAK SAHASI:
2011’de şirket madencilik ihalesinde adeta kadrolu hale geldi. Zonguldak Bağlık-İnağzı’ndaki kömür sahasının 36 yıllık işletme hakkını kazandı.
YENİ ÇELTEK SAHASI:
2013’te ise Amasya Merzifon’daki maden sahasının işetme hakkı 35 yıllığına Soma Holding’e devredildi. Yıllık 1.2 milyon ton maden üretilmesi öngörülüyor. Aynı bölgede 405 megavat gücünde bir de santral kurulacak. TKİ ise Soma A.Ş.’den ihalesiz bir şekilde kömür temin ediyor. TKİ’nin ihale yaparak aldığı kömürden çok daha fazla para ödediği belirtiliyor.