bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zorunlu trafik sigortası ne işe yarar.

Ülkemizde trafiğe çıkan tüm motorlu araçların işleteni tarafından yaptırılması zorunlu olan sigortaya Trafik Sigortası denir.


Trafik Sigortası Nedir?
Kısaca Trafik Sigortası adıyla anılan sigorta, Zorunlu Trafik Sigortası, Araç Trafik Sigortası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gibi başlıklarla da tanınır.



Karayolları Trafik Kanununa göre (2918 Sayılı) trafiğe çıkan tüm motorlu araçlar için yapılması zorunlu olan sigortadır. Trafik Sigortası yapılması zorunlu, poliçesi yılda bir kez yenilenen, araç işleteni her hangi bir kaza halinde kazaya karışan diğer araç, yaya, yolcu ve sürücülere karşı korumayı amaçlayan bir teminat sunar.
Trafik Sigortası Neleri Teminat Altına Alır?

Trafik Sigortası teminatı sizin aracı işleten kişi olarak diğer araç, sürücü, yaya ve yolculara karşı sorumluluklarınızı teminat altına alır. Yani, karıştığınız bir kazada diğer araçların maddi hasar görmesi, diğer araçlardaki yolcu ve sürücülerin yaralanması ya da ölümü sonucunda ortaya çıkan ve sizin ödemekle yükümlü olduğunuz kanunla tespit edilen miktarları karşılar. Buna karşı tarafın aracındaki maddi hasar, yaralıların tedavi masrafları, ölüm halindeki tazminatlar dâhildir. Ancak sizin kendi aracınızın yani sigortanın yaptırıldığı aracın ve sizin göreceğiniz hasarlar teminat kapsamında değildir.
Trafik Sigortası Yaptırmanın Ne Faydası Var?

Trafik Sigortası Yaptırmamanın Cezası: Trafik Sigortası yaptırmak her şeyden önce kanun gereğince zorunludur. Yani yaptırıp yaptırmamak isteğe bağlı değildir. Trafik Sigortası yaptırmamış olmak kanun çerçevesinde aracınızın bağlanması, sizin maddi ceza ödemesi ile karşılaşmanızla birlikte uzun ve meşakkatli bir süreç yaşamanıza neden olur. Trafik Sigortasını yaptırmış olmak sizi söz konusu sorunlardan koruyacaktır.

Sorumlulukların Kanunla Korunması: Trafik Sigortanız olması halinde yaşayacağınız bir kazada sigorta şirketiniz, kanunda belirlenen çerçevede sizin karşı tarafa olan sorumluluğunuzun net bir çerçevesini çizer. Böylece karşı taraf ve taraflar sizden kanunda belirtilenden fazlasını talep edemezler.

Maddi Sorumluluğun Azalması: Trafik Sigortası, olası bir kaza halinde karşı taraf ve taraflara verilen hasarı belirleyip aracı işletene düşen sorumluluğu belirler. Ardından ödenmesi gereken tutarı poliçe kapsamında ödeyerek ruhsat sahibini rahatlatır.

Daha Az Prim Ödemek: Zorunlu Araç Sigortası ödeme işlemleri öncesinde prim araştırması yapabilirsiniz. Ancak farklı şirketlerden alacağınız fiyatların ortak noktası tüm sigorta aracı kurumlarının gözeteceği bazı detaylarda gizlidir. Trafik Sigortası poliçelerinizi zamanında yeniliyor olmanız sigorta şirketlerinin size artı puan vermelerine neden olur ki bu da, Trafik Sigortası poliçe fiyatı hesaplaması yapılırken daha az prim ödemenize yardımcı olan bir detaydır.
Trafik Sigortası Pahalı mı?

Trafik Sigortası yaptırmak pahalı bir sigorta poliçesi olarak görülmemelidir. Kanunla zorunlu kılınan bu sigorta, zaten her vatandaşın ödeyebilmesi esasını temel alan bir optimizasyonla belirlenen poliçe tutarlarına sahiptir. Zaten Trafik Sigortası yaptırmama halinde ödenecek cezalar ve bu durumda yaşanacak bir kaza halinde yükü tamamen kişiye binen teminatlar düşünülürse Trafik Sigortası yaptırmak çok avantajlıdır.
Trafik Sigortasına Ödenecek Primi Kim Belirler?

Zorunlu Trafik Sigortası için ödenecek primleri, 2009 yılından beri sigorta şirketleri netleştiriyor. Ancak primler için esas bedel Hazine Müsteşarlığı’nın her mali yılın başında yaptığı bir çalışma ile belirleniyor. Sigorta şirketleri, her araca özel olan bazı durumları da değerlendirerek Trafik Sigortası için ödenecek prim rakamını netleştiriyor.

Eşek davası'nın anlamı nedir.


Pisagor teoremi bir başka deyişle eşek davası (matematik) bir dik üçgende hipotenüs üzerine kurulan kare alanının, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanları toplamına eşit olduğunu tanıtlayan teorem. Hipotenüs yatay olacak şekilde çizildiğinde, bu teoremi gösteren çizim; kulaklarını dikmiş bir eşeğe benzediği için bu adla anılır.

Kara büyü nasıl bozulur?

Kara büyü sadece tek bir büyüden oluşmaz. Bir çok çeşit kara büyü çeşidi olduğunu zaten biliyorsunuz. Örneğin bir sabun büyüsü kara büyüdür. Sabun büyüsü uygulanırken bir cenaze yıkamasından arta kalan sabun tedarik edilerek üzerine toplu iğne batırmak suretiyle uygulanan bir kara büyü çeşididir.

Yine etkili kara büyülerinden olan kaşık büyüsünde ise iki adet kaşık birbirlerine zıt gelecek şekilde bağlanarak bir yere gömülmek suretiyle uygulanır. Bu kaşık büyüsünde amaç eşleri birbirinden ayırmaktır. Kaşık büyüsü yapılmış olan çiftler bir süre sonra büyük sorun yaşamaya başlarlar ve kısa bir süre sonra bu tartışmalar ayrılığa kadar gider. Bu yüzden kaşık büyüsü güçlü bir ayırma büyüsüdür.

Ayrıca bir insanın ölümüne kadar sonuçlara varılan ölüm büyüleri bile vardır. Bu büyüler son derece tehlikeli büyü türleridir. Bu nedenle burada ayrıntılı bilgi vermeyeceğim.

Bir çok kötü niyetli büyücüler kara büyüleri aktif olarak yapıyorlar, bize düşen görev ise bu kötü büyüleri bozmak ve etkisiz hale getirmek.

Fatimanın eli nazardan korur mu?

El Sembolü

El motifi genelde duvarlara asılmak üzere yapılan resimlerde kullanılmıştır. Falname’deki bir minyatürde yer alan el motifinde parmakların üstünde yukarıda sözü edilen 5 kişinin adı yazılıdır. 

El simgesi ayrıca İslam’a göre en kutsal 2 kadın olan Hz. Fatıma ve Hz. Meryem’in sembolüdür. İnanışa göre Hz. Meryem İsa Mesih’i doğuracağı sırada tuttuğu dal bir el seklini almıştır. Bunun yanısıra el, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın simgesi olarak da kullanılmıştır. Hangi anlama gelirse gelsin bu simgenin nazarlık olarak insanları kötülüklere karsı koruyacağına inanılmıştır.

El motifinin Hz. Muhammed ve onun ailesine duyulan sevginin bir işareti olarak mezar taşlarına islendiği de belirtilmektedir. Bu mezar taslarının Caferi mezhebine mensup yörelerde yoğunlaştığı görülmektedir. El motifinin aynı zamanda İslam sancağının ellerde taşındığını ve bunun sürekliliğini simgelediği ileri sürülmektedir.

Fatma, kocası Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası, durumu fark edince Fatma'nın elini tencereden çıkartır. Fatma'nın eli, yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle 'Fatma'nın Eli' olarak bilinilirse de Araplar arasında 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, 5 demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Musevilerse 'Hameş Eli' ya da 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Kimi kültürlerde yukarıya dönük, kimi kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır."

Fatıma'nın Eli

Fatıma‘nın Eli, nazarlık olarak ve kötülüklerden korunmak, kem bakışlara karşı kullanılır. Hz. Muhammed‘in kızı Hz. Fatıma‘ya gönderme yapılır. Fatıma‘nın eli şans getiren bir tılsım olarak da kullanılmaktadır. Eski Türk‘lerde de Umay Ana‘nın elidir. Umay Ana sıkıntıda ve doğum yapmakta olan kadınlara yardım eder. Fatıma‘nın eli, birçok kültürde, kapılara çizilir. Endülüs‘teki Elhamra Sarayı‘nın girişindeki büyük taş el bir tılsımdır ve en güzel bir örnektir. Yaygın olarak kullanılan nazarlık ve takıdır.

Fatıma’nın elinin kem gözlerden koruduğuna inanılmaktadır. Kapı girişlerinin üzerine kötülükleri koruma amacıyla islenen motif biçimsel olarak Arapça harflerle “Ya Allah” yakarışını anımsatmaktadır.[9][6]

Fatıma'ya yönelik anlatılan mit şöyledir:

"Tanrı kâinatı yarattığında, daha siyah parçaları yokken, yer ve gök su iken, Kandilde bir Nur parladı. Bu nur’un içinde bir kadın gözüktü. Başında bir Taç, 2 kulağında 2 Küpe, belinde de bir Kemer vardı. Cebrail Nur içinde Kadın’ı görünce şaşkınlığa düştü. Hakk’a niyaz etti, kim olduğunu bilmek istedi.
Hakk’tan bir nida geldi; dedi: “Ey Cibril, O, Cennetin Seyyidesi Fatıma-tüz Zehra’dır.”
Cibril sual etti: “Ey Tanrım, ne kadar güzeldir.”
Tanrı buyurdu: “Biz O’nu nur âlâ nur’dan yarattık.”
Cibril sual etti: “Ya Rab, başındaki nedir?”
Tanrı buyurdu: “Başındaki Taç, Tac-ı Devlettir ki bu Muhammed Mustafa’dır.”
Cibril, belindekini sual eyledi.
Hakk buyurdu: “Ya Cibril, belindeki de Kemer olup, Fatıma’nın helâli olan Ali’dir.”
Cibril sual etti: “Kulaklarındaki nedir?”
Hakk buyurdu: “Şebber-ü Şübber (Hasan ve Hüseyin) Cennetin Efendileri.”

Bu mitik anlatımda Fatıma, başında tâcıyla bir kraliçe olarak tanımlanır. Nasıl ki Meryem Ana’ya cennetin kraliçesi denir, aynı şekilde Hz. Muhammed de Fatıma’nın cennet kadınlarının efendisi olduğunu söyler. Babası Hz. Muhammed, ona ayrıca “Ümmü Ebîha” yani "Babasının Annesi" takma adını verir. Ayrıca Hz. Muhammed'in soyu "kevser" olarak nitelenen Fatıma'dan devam eder ve kâh bereket kâh şifa için "Fatıma'nın Eli"nden yardım istenir. Bu benzerlikler ve niteliklerden hareketle Ana Tanrıça arketipiyle Fatıma arasında bir bağ kurulabileceği öne sürülür.[10]

Annemarie Schimmel de, "Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri" adlı eserinde Fatma'nın Eli'nin önemine dikkat çekiyor:

"Parlak gümüş ya da altın mücevherler üzerine kazınan ya da kırmızı boyayla çizilen, bazen de evi koruması için duvara çizilen 'Fatma'nın Eli', İslam dünyasında en sevilen muskalardan birine kaynak olmuştur. Bu el, genellikle Sufilerin kullandıkları asa ya da değneklerin baş tarafını oluşturur. Ayrıca Ali ya da 12 İmam'ın isimleri, bazen metal bir 'Fatma'nın Eli'nin üzerine kazınır".

Anadolu'nun pek çok yerinde Fatma'nın Eliyle ilgili inançlar mevcut. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Beyza Bilgin, halk arasında genellikle kolye olarak kullanılan Fatma'nın Eli'ndeki 5 parmağın, sülalenin 5 üyesi, Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i sembolize ettiğini belirtiyor. "Annem fırına yemek koyarken dahi 'Benim elim değil, Fatma'nın eli koyuyor' derdi. İlaçla geçmeyen ya da ilaca gerek olmayan hastalıkların, Fatma'nın Eli'yle dokunulduğunda, dua okunduğunda iyileşeceğine inanılır" sözleriyse bu inancın ne kadar hayatın içinde olduğunu kanıtlıyor. Prof. Bilgin, Hz. Fatma'nın Hz. Muhammed'in kızı olduğu ve bilgileri ilk elden öğrendiği için önemli olduğunun da altını çiziyor.

Yahudilik'te Hamsa ya da Miryam'ın Eli

Hamsa; İslam ve pagan kültürünün bir ürünü de olmasına rağmen günümüzde Yahudiliğin ve İsrail’in sembolü olarak anılıyor.Açık bir elin içine gömülü olan bir göz şeklinde olan, her kültürde değişik isimleri bulunan Hamsa’nın, Fatma’nın eli ve Miryam’ın eli gibi isimleri bulunuyor. Aynı zamanda İbranicede 5 anlamına “Hamesh” de bu sembol için kullanılan isimlerden biridir.

Bir bakın insan ömrünü nelere harcıyor.

b>ABD'liler arasında ilginç bir araştırma yapıldı. İnsan ömrünü ortalama 78 olarak hesaplayan uzmanlar bakın hangi çarpıcı sonuçlara ulaştı.

Bir insan 10 yıl çalışıyor. (20-65 yaş arası haftada 40 saat çalışanlar)

Bir insan 48 gün yataktan çıkmıyor. (Araştırmada ortalama cinsel ilişki süresinin 7 ila 15 dakika arası değiştiği düşünüldü)

Bir insan kadınlar 17 yılını sadece kilo vermek için harcıyor.

Bir insan 9 sene televizyon seyrediyor.

Bir insan 1 yıl ev temizliği yapıyor

Bir insan yemek yapmak için 2.5 senelerini harcıyor.

Bir insan 3.5 seneyi yemek yemek için tüketiyor.

Bir insan yaklaşık 4.5 sene araç sürüyor.

Bir insan yılda 38 saatten 3 ayı trafikte geçiyor.

Bir insan 92 gününü tuvalette geçiriyor.

Bir insan ömrünün yüzde 90'ını dışarıda değil kapalı ortamda geçiriyor.

Bir insan 12 bin fincan kahve içiyor.

Erkekler 1 yılını kadınları seyretmekle geçiriyor.

Kadınlar 8 yılını alışverişe harcıyor.